Gelin dürüst olalım… Hepimiz en az bir kere, gece yarısı mutfağın yolunu tutmuşuzdur. Evdeki tüm ışıklar sönmüş, pijamamız üstümüzde, sessiz adımlarla dolaba yaklaşırız. Amaç: kimseye çaktırmadan küçük bir şey atıştırmak.
Tabii “küçük bir şey” dediğimiz genelde bir dilim peynirle başlamış, dolma, çikolata, hatta bazen dünden kalma böreğe kadar ilerlemiştir. O an midenin değil, ruhun açlığı devreye girer.
Gece atıştırmaları neden bu kadar cazip?
Çünkü gündüz “asla yemem” dediğimiz şeyler, gece birden “olmazsa olmaz” haline gelir.
Çünkü uykuyla yemek arasında gizli bir çekim gücü vardır.
Çünkü beynimiz gece “Hadi bakalım, ödül zamanı!” diye fısıldar.
Ama işin şakası bir yana, gece atıştırmaları bazen uyku düzenimizi bozar, bazen de kilo kontrolünü zora sokar. Yine de insanız işte; tamamen yasaklamak da gerçekçi değil.
O yüzden ben derim ki: Gece mutfağa uğrayacaksak daha masum seçenekler seçelim.
Biraz salatalık, yoğurt, ayran, ceviz gibi şeyler midemizi rahatlatır.
Çikolata kriziniz mi tuttu? Bitterden minicik bir parça yeter, tüm paketi değil.
Bitki çayı da geceyi tatlıya bağlayan güzel bir alternatif olabilir.
Unutmayalım: Mutfağa gece baskını yapmanın keyfi ayrı, ama sabah tartının başına geçtiğimizde suratımıza düşen gölge de bir o kadar gerçek.
Kısacası; gece atıştırmalarını düşman değil, dost gibi görüp ölçüyü bilmek lazım. Yoksa geceyi tatlandırayım derken sabahı acılaştırmayalım...