Günlerden bir gün Şirin Baba, Şirine, Huysuz Şirin, Tembel Şirin, Usta Şirin ve minik şirinler bir maceraya atılmaya karar verdi.
“Haydi bugün 103. Köy’den çıkıp Alanya’ya gidelim” dedi Şirin Baba.
Ama bilselerdi ki onları fiyat tabelalarının diyarı bekliyor…
İlk durak: Teleferik Tepesi
Kale’ye teleferikle çıkalım dediler. Manzara güzel, hava mis gibi… Gişeye geldiler, görevli dedi ki:
— Alanya’da yaşayanlara indirimli fiyat, dışarıdan gelenlere farklı fiyat.
Şirine şaşkın:
— Aynı teleferiğe binip farklı manzara mı göreceğiz?
Huysuz Şirin homurdandı:
— Bizim köyde böyle şey olmaz, herkes aynı sepetle çıkar!
Ama yapacak bir şey yoktu. Zamlı fiyattan biletleri aldılar, çıktılar kaleye. Manzara güzeldi ama cepleri biraz hafiflemişti.
İkinci durak: Plaj Keyfi Sandılar
Kaledeki geziden sonra “Denize girelim” dediler. Plaja indiler ama…
Aman Allah’ım! Deniz yüzeyinde çöpler, plastikler… Şirine burun kıvırdı:
— Burası mı o meşhur plaj? Gazetelerde okumuştuk zaten, hijyen sorunu varmış.
Şirin Baba başını salladı:
— Çocuklar, buraya girmeyelim. En iyisi başka bir çözüm bulalım.
Üçüncü durak: Sosyal Dinlenme Tesisleri
“E madem deniz olmadı, bari bir şeyler yiyelim” dediler.
Belediyenin Sosyal Dinlenme Tesislerine yöneldiler.
Dışarıdan bakınca uygun fiyatlı gibi görünüyordu. Menüye baktılar: çay 5 TL! Ama yanında kocaman bir not:
“Bu fiyat yalnızca Alanya’da ikamet edenlere geçerlidir.”
Huysuz Şirin kaşlarını çattı:
— Yani biz daha mı pahalı içeceğiz?
Garson gülümsedi:
— Evet, sizin çay 20 TL. Yemekler de aynı şekilde.
Pahalılığına rağmen acıkmışlardı, mecbur yediler. Ama şaşkınlıkları ve hayal kırıklıkları çatal bıçaktan daha ağırdı.
Dördüncü durak: Havuza Kaçış
Yemek sonrası Şirin Baba, “Madem deniz pis, bari havuza gidelim” dedi. Hep birlikte şehrin havuzuna yöneldiler.
Kapıda yine tanıdık bir cümle:
— Yerleşik vatandaşımıza indirimli, dışarıdan gelene farklı fiyat.
Tembel Şirin ellerini iki yana açtı:
— Yahu bu şehirde suya girmek bile nüfus müdürlüğüne kayıtlı olmaya mı bakıyor?
103. Köy’e Dönüş
Tüm gün boyunca teleferikten plaja, sosyal tesislerden havuza kadar her yerde aynı manzarayla karşılaştılar: Çifte standart.
Şirin Baba derin bir nefes aldı:
— Çocuklar, en iyisi biz köyümüze dönelim. 103. Köy’de herkes eşittir. Orada manzara da, çay da, havuz da aynı fiyattır.
Ve böylece şirinler, eşitliğin ve huzurun olduğu köylerine geri döndüler. Arkalarında ise tabelalarla dolu bir şehir bıraktılar.
Şirin Baba’nın not defterine düştüğü satır:
“Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz. Huzurun olmadığı yerde de Şirinler yaşamaz.”