Bugün üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Tercih yapan öğrencilerimizin bir kısmı istedikleri bölüm ve üniversitelere yerleşirken, bir kısmı ise beklediği sonuca ulaşamadı. Üniversite eğitimi, uzun zamandır ülkemizde büyük bir önem taşıyor. Öncelikle iş bulmanın, dolayısıyla bireylerin hayatlarını kazanmalarının en önemli ve risksiz yolu olarak görülüyor. Bu bakış açısı aslında uzun bir dönem geçerli oldu. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2000’li yılların başına kadar, üniversite mezunu olanların önemli bir çoğunluğu beklentilerine uygun ya da beklentilerine yakın işlere yerleşip hayatlarını sürdürdüler.

Ancak, özellikle 2006 yılı ve sonrasında açılan üniversite sayısındaki artışla birlikte bu durum değişmeye başladı. 2005 yılında ülkemizde 77 devlet ve vakıf üniversitesi bulunuyorken, 2025 yılında bu sayı 208’e yükselmiş (https://istatistik.yok.gov.tr/). Neredeyse üç katı bir artış yaşanmış durumda. Bununla birlikte, nüfustaki artış, teknolojik gelişmelerin iş süreçlerinde insan gücünün yerini alması gibi etkenlerle ve daha birçok nedenle artık sadece üniversite mezunu olmak, iş sahibi olmak için yeterli değil. Peki, bunun ötesine geçmek için ne yapmalı?

Özellikle son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler, dezavantajlı gruplar için önemli bir fırsatı ortaya çıkardı. İnternetin yayılması ve yaygınlaşması, bir tık ötemize kadar yakınlaşması, Coursera, Udemy, Khan Academy, YouTube gibi online platformların yanı sıra Harvard, MIT gibi dünya ölçeğinde üniversitelerin derslerinin ücretsiz olarak ilgililere sunulması, eğitimi çok daha erişilebilir hale getirdi. Dolayısıyla, öğrenmek ve kendini geliştirmek isteyenler için oldukça ucuz, zamandan bağımsız, tekrarı olan ve saniyeler içinde ulaşılabilecek bir fırsat önümüzde duruyor. Bilgi edinmek, insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar herkese eşit mesafede bulunuyor.

Hal böyleyken şu soru akla geliyor: Madem öyle, üniversiteye ne gerek var? Uluslararası örgütler tarafından ortaya konulan ve 21. yüzyıl yetkinlikleri olarak tanımlanan birçok beceri, en az diploma sahibi olmak kadar önem taşıyor. İletişim ve uyum sağlama yeteneği, iş birliği, eleştirel düşünme, empati, liderlik, duygusal zekâ, takım çalışması gibi birçok beceri edinmek için üniversite eğitimi büyük bir alan açıyor. Elbette üniversitede ders vermekle görevli akademisyenlerin aktarmış olduğu bilgiler teorik açıdan önemli katkılar sağlamaya devam ederken, öğrencilerin bu bilgilerin yanında yukarıda bahsetmiş olduğum becerileri elde etmesi için sosyal açıdan da gayret sarf etmesi gerekiyor. Üniversitenin öğrenci toplulukları, kariyer merkezleri, staj ve yurt dışı bağlantıları gibi imkanları kullanılmak üzere sizleri bekliyor.

İyimser ya da kötümser bir bakış açısıyla değil de gerçekçi bir pencereden bakacak olursak, eğitim ve gelişme alanında imkanlar tamamen olmasa da neredeyse herkes için eşit uzaklıkta. Eşit kolaylıkta ya da eşit zorlukta. O zaman sizi öne geçirecek, bir adım öteye taşıyacak olan şey nedir? İradeniz ve azminiz. İradenizi eğitebilir, azminizi sürekli hale getirebilirseniz istediğinizi elde etmemeniz için sanıyorum hiçbir neden bulunmuyor.

Bu vesileyle istediği bölüm ve üniversiteye yerleşen öğrencilerimizi tebrik eder, başarılar dilerken, yerleşemeyenlere ise bunun gerçekten hayatın bir sonu olmadığını belki de yeni başlangıçların bir başı olduğunu hatırlatmak isterim.