"Her vaka hasta değildir"
O güne kadar popülaritesi çok yüksekti sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın. Kamuoyu yoklamalarında, "Bu pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirdiniz" sorusunda anketler hep onu gösteriyordu. O, televizyon kanallarına çıkıp konuştuğu zaman konuştuğu kanal reyting yapıyordu. 
Salgının ilk günlerinde hepimiz tedirgindik. 65 yaş üstünün sokağa çıkma yasağı vardı. İdam mahkumunun hücresinde celladın kapısını çalacağı günü beklemesi gibi evlerimizde Azrail’i beklemenin tedirginliği içindeydik. Ekranlarda sunulan turkuaz renkli tablolarda günlük vaka sayılarına, vefat edenlere, iyileşenlere bakıp Avrupa ülkeleri ile kıyaslayarak teselli bulurduk. Gözümüzde büyüttüğümüz Avrupa'da her gün binlerce insan Korona virüsten ölüyordu. Bakımevlerinde ölen yaşlı insanların cesetlerinin kokusu sokaklara yayılıyordu. Bizde günlük ölenlerin sayısı yüzlere bile ulaşmamıştı. Başarılı bir iktidarın başarılı bir Sağlık Bakanı vardı. 
Dünya liderimizin talimatıyla Avrupa ülkelerine İngiltere ve Amerika’ya kargo uçakları dolusu tıbbi yardımlar yapmaya başladık. Nankör İngiltere yapılan tıbbi yardımları standartlarına uymuyor diye geri çevirdi. Az veren candan, çok veren maldan. Umduğunla değil, bulduğunla yetinsene bre dinsiz. Benim insanım o günlerde maske bulamadı. Hanımının sutyenini maske gibi takarak sokağa çıktı. Bugün sokaklarda maske atıklarından geçilmiyor. 
Korona virüs ile mücadelede bu kadar başarılı bir iktidar ve onun Sağlık Bakanı Fahrettin Koca keşke lal olsaydı da "Her vaka hasta değildir. Çünkü testi pozitif çıktığı halde, hiçbir sempton göstermeyeler var. Büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor" demeseydi. Keşke biz de sağır olup bu söylenenleri duymasaydık.
Elin ağzı kese değil büzesin. Başladı sosyal medya geyikleri. En başta Berna Laçin, "Sayın bakanım hamilelik testi yaptırdım pozitif çıktı. Fakat kusmam yok, aş ermem yok, baş dönmesi yok. Ben hamile sayılacak mıyım?" diye sordu. Kadın ellisine gelmiş. Menopozda niye böyle bir soruyu sorar anlamadım. Dedim ya el oğlunun ağzı kese değil, büzesin.
Keşke Sağlık Bakanı 30 Eylül’de yaptığı konuşmanın ardından susabilseydi. Sosyal medyada "Bilelim ki salgınla mücadele sürecinde devletimiz, halkın sağlığı kadar, ulusal çıkarlarını da korumaktadır..."paylaşımında bulunmasaydı. İlk itiraz TTB’den geldi: "Ulusal çıkar öncelikle halkın sağlığıdır."
 Ardından kamuoyundan ulusal çıkar adına ölüme mahkum ediliyoruz sesleri yükselmeye başladı. Daha sonra ulusal çıkar adına Korona virüsten ölenlerin şehit sayılıp sayılamayacağı gündeme taşındı. Ölenlerin şehit sayılıp sayılamayacağı kararını Kılıçdar Şeyh ül İslam Efendi verebilir.
 Sonuç Sağlık Bakanı’nın bu söylemlerinden sonra kamuoyunda var olan Korona virüs ile ilgili verilerin gerçeği ifade etmediğine dair söylentiler netlik kazanmaya başladı. Kim ne derse desin, artık Sağlık Bakanı eski popülaritesine ulaşamaz. İnandırıcılığını kaybetti.
Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene bir daha geri dönmez.