Nasıl bir zamanda yaşanıyorsa Yakup’un Yusuf olmayan oğlu gibi hissediyorum kendimi... Şehirler sokaklar Kabiller ile dolu gibi, geliyor bana...
Geceler uzun mu uzun, içinden çıkılmaz kuyulara atmışlar beni diyeceğim de, aslında bütün insanlar o kuyularda, bilmiyorlarsa ben ne yapayım?

Elbette bende isterdim "Bugün bir başka aydınlık yeryüzü" diye yazmayı, ama değil işte... Yine bir yerlerde bazı çocuklar aç sabahlıyor, bazı kadınlar öylesine öldürülüyorlar, umurunda değil umurlarında olması gerekenler...

Görkemli bir zulüm kaplamış dünyayı sanki...

Bende demek isterdim bugün sokaklar güzel, ağaçlardan kuş sesleri geliyor diye yazmayı, ama öyle değil... Allah’ın arzını yalnız kendilerinin sananlar durmadan ahkâm kesiyorlar insanlar üstüne...
Kimse sormuyor Allah’ın develeri nerde yayılacak, sizler dağlara yaylalara böyle el koyarsanız diye...

Elbette bende isterdim “bugün gökyüzü daha çok mavi” diye yazmayı, sevincimi paylaşmayı ve seni özlediğimi söylemeyi...
Özledim oysa, yokluğunu hissediyor yüreğim...
Yazdırmıyorlar söyletmiyorlar, her şeyi biz biliriz diyorlar, sizin yerinize biz özleriz diyecek kadar utanmaz çokları...

Keşke yazabilseydim “İnsanlarda bir telaş bir telaş sevgilim!” diye... Herkesin yüzünde gökyüzü dolusu mutluluk dolu diye yazmayı bende isterdim...
Ama öyle değil...
Mutlu değil biraz ötemde simit satan simitçi, hüznü gözlerine inmiş...

Az  ötemde sokak başında “Ölümsüz bir bakışla bakıyor kız oğlanın gözüne” demek isterdim bende, ama bakışlarını öldürdüler kızlarımızın, hayatlarını ellerinden aldılar ve hiçbir şey olmamış gibi konuşuyorlar gazeteciler, televizyonda yorumcular...

Üzgünüz, çok üzgünüz sevgilim... 

İyi ki üzülebiliyoruz... Ya üzülmeyi de unutsaydık, neyimiz kalırdı insana dair... Üzülmek insani bir haslettir, üzülmek günahlarından arınmasıdır insanın, iyi ki üzülebiliyoruz...

Unutma kalbimizden başka servetle öğünmeyi seçmedik, hep böyle kalalım diye dua üstüne dua edelim Tanrıya...
Tanrı insanı deniyor çağımızda, sende farkında mısın?

Birisi onlara söylesin dağların herkesin olduğunu, ceylanların geyiklerin kuşların evidir dağlar ve herkesindir çaylar dereler denizler...

Sence camilerde neden anlatılıp söylenmez bunlar? Mesela türküler herkesindir, herkesindir gökyüzü...
Ekmek herkesindir, alın teri en kutsal varlıktır bizim inancımızda...

Suya kan karışsın diyenlerin arasında kaldık, ama gidecek yerimiz yok, olsa da gitmemeliyiz zaten...

İşte böyle sevgilim... Vicdanlara bile beton dökülen bir dünya, şimdi dünya...