Önce Tanrı’dan uzaklaşmayı seçtik, unuttuk kutsal kitapların insanlara ne dediğini. Aziz peygamberlerin neler söylediğini insanlara... Doğru, acı sözler ediyorum bunları yazıp söylemekle. Ne yapalım üstüne mi yatalım her karanlığın?

Gidişatın hayır olmadığını bilmiyoruz, peki sonra... Sonra ne olacak? Bizden sonra gelecek nesle nasıl bir insanlık bırakıyoruz? Nasıl bir ahlak, nasıl bir merhamet bırakıyoruz? Hatta nasıl şehirler nasıl bir miras?

Kimselerin işine gelmiyor bunlardan söz etmek. Kimse kendini boşluğa bırakmak istemiyor. Sanki âlemin keyfi yerinde herkesin işi tıkırında ve ölüm hiç gelmeyecek gibi çokları için değil, artık hepimiz için...

İyi ki ölüm var, yoksa hiç önü alınmayacak insanların pek çoğunun... Çok şımarık, çok görgüsüz, çok kaba çok utanmaz kişiler ile dolu sokaklar. Peki bunlara bir sözü yok mu insanlığın?

Dinin bir sözü yok mu diyeceğim de, kimin umurunda dinin ne dediği... Sonu nereye varır söylenen doğru mudur yanlış mıdır demden. Ne sözlere alıştık, alışmakla kalmadık o sözleri hayatımıza hâkim kıldık... Birileri bize paran kadar konuş dedi ve sonra biz de birbirimize öyle demeye başladık... 

Paran kadar konuş dediler önce, sonra paran kadar konuş diyenlerin sayısı çoğaldı... Ve sonunda yalnız parası olanların konuşması gerektiğine inanır olduk hepimiz şöyle böyle... 

Paran yoksa sen hiçbir şeysin arkadaş düşüncesi hâkim oldu...

Allah ile bağı olanlar dışlandı, ama hep saygı gördü para ile ilişkisi sağlam olanlar... Efendi oldular, ağa oldular, oldular da oldular. En kötüsü en çok onlara saygı gösterildi, yalnız parası olduğu için...

Merhametsiz biri, vicdandan uzak biri, ahlak yoksunu biri olduğuna bakılmadı çoğu zaman...

Yani para Tanrı yerine geçildi... Serveti çok olanlara hep itibar edildi de bakılmadı o servetin haram mı helal mi olduğuna...

Oysa bizim için, özellikle Müslümanlar için haram kazanç, helal kazanç çok önemliydi. Kazancının haram olduğu bilinenlerin sofrasına oturulmazdı mesela...

Ve şimdi...

Ve gerçekten inanmaya başladık ülkede sadece parası olanların her şeyi konuşmaya hakları olduğuna... 

Hadi soralım kendimize?

Neden para insan olmanın önüne geçti hiç düşündük mü? Neden Tanrı’nın yerine geçti para, sahi bu kadar mı unuttuk Tanrı’yı insan kalmayı merhametli olmayı vicdan sahibi olmayı?

Böyle değil de, ben mi saçmalıyorum?  Sahi haram, helal anlayışımıza ne oldu diye hiç mi taşımayalım gündeme?

Eline geçen gücü, eline geçen yetkiyi kendi çıkarı için kullanmayan kendi servetini çoğaltmak için kullanmayan kaç yönetici kaç siyasi kaç kişi tanıyorsunuz?

Eskiden tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı denirdi. Ne yetim hakkı ne insan hakkı ne Tanrı hakkı düşünür oldular...

Daha nasıl anlatsam ki?