İnsan hayat yolunda neyi özlüyorsa, neyi en çok istiyorsa biraz da odur... İnsanın arzuları talepleri beklentileri kendi kimliği, nasıl bir hayatı özlediği hakkında bilgi verir... Dilinden çok kalbinde taşıdıklarıdır önemli olan insanın...

Sözün kaynağı kalp değilse çok fazla bir faydası yoktur insana...

Seviyorum demeyeceksin, seveceksin Allah için... Önemli olan güzel konuşmaktan önce güzel davranmaktır, güzel yardım etmektir insana yoksullara yetimlere komşulara...

Mesela kalp acı çeker, sözün umurunda olmaz o acı bir yanı kalbe uzanmıyorsa... Ondandır hilekâr ve kurnaz insanların “benim kalbim temiz” sözü kullanıp durmaları... Kalbinin temiz olduğunun bilinmesi için hayatının temiz olması gerekir kişinin...

Hele günümüzde sözün izzeti bu kadar ayakaltına alınmışken, kalbinin temizliğin ışığı sokaklara yansımalı...

Günümüzde sözünde durmamak din haline geldi ve unutuldu sözünde durmanın yüce bir erdem olduğu... İnsanlar arasında en çok dolaşıp duran yalan... Neredeyse herkesin birbirine “yalancının teki o” dendiği vakitler...

Neden bu hale gelindi, kim getirdi ve neden rahatsızlık duyulmaz olundu bu gidişattan... Yazmanın bir sakıncası yok artık, en çok siyasetle uğraşanların halka yalan söylediği zaman şimdi...

Ve ne yazık ki, insanların da bu yalanlara inandıkları...

Yalan olmasa ne yapardı bu kişiler diyeceğimiz çok kişi var sokaklarda... Hayatları yalan üstüne kurulmuş, ticaretleri yalan sevgileri aşkları yalan ve hatta yalan inançları...

Onun için ısrarla demeye çalışıyoruz, insan kendini kendine karşı sorumlu hissetmeli her zaman, ülkesine ailesine yaşadığı şehre karşı sorumlu olduğu bilincini taşımalı...

Varsa keşkeler bu konuda olmalı... Düşleri hayalleri beklentileri bu konuda olmalı... Oğullarının kızlarının çok para kazanmasından makam mevki güç sahibi olmasından önce gelmeli güzel bir insan olması...

Yalansız haramsız olmalı kendi hayatlarımız ve çocuklarımızın hayatları... Üstü kapatılmaz bir özlemi olmalı insanın her daim kendine hayatına ve ailesine dair...

Ne bileyim işte, kitap okumayı özledim demeli insan, annemle babamla aynı sofraya oturmayı özledim diyebilmeli...

Çocukluğundan beri göz hastalıklarıyla boğuşan Arjantinli yazar Joe Luis Borges, ömrünün son 31 yılını ise tamamen kör olarak yaşadığı biliniyor...

Bir röportajda sormuşlardı: “Gözlerinizi kaybettikten sonra en çok neyi özlediniz?” diye de, kitaplara göz atmayı demişti...

Okumayı özlemeli insan... Rahmanı özlemeli, çok önemli annesini babasını özlemeli, her daim yanında olsalar bile...
Eşini özlemeli... Dua etmeyi bir yetimi sevindirmeyi, bir yoksulun ihtiyacını gidermeyi özlemeli... Özlemeli bir açın karnını doyurmayı...
Bu konularda hep bir telaşı olmalı... 
Yoksa sokağın karanlığında daha çok azalacak, insan yanlarımız...