Nefret, sevgisizlik ve buz gibi soğuk. Kendisine buzdan kaleler kurmuş insanlarla dolu bir toplum. Selam yok, tebessüm yok, hoşgörü yok ve kendisinden başka kimseye saygısı yok.
İşte böyle bir toplumda yaşar oldu günümüzün insanı. Sevemiyor arkadaşını, sevemiyor iş yerindeki iş arkadaşını, sevemiyor rakibi gördüğü meslektaşını, sevemiyor kendinden başka kimseyi, ne çare sevemiyor. Çünkü öyle önde gidiyor ki tahlil edemediği iç huzursuzluğu ve nefret duygusu, asla söz geçiremiyor. Ah bir gerçeğe dönebilse. Yaptığı hatalardan bir an önce kurtulup sevginin sıcaklığını hissede bilse ve insanlara karşı “Empati” kurabilse. Evet, “Empati”. Toplumda adından sıkça söz edilen bir terim oldu bu. Yeniden bir hatırlayalım, ne demekti “Empati”. Kendimizi karşımızda ki insanın yerine koymayı becerebilmek. Yetmedi, duygularını, düşüncelerini, yaşam biçimini tam manasıyla anlayabilmek. Bu, o kadar zor mu dersiniz.? İşte yukarda söz ettiğimiz ve aramızda bolca bulunan insan biçimleri için mutlaka zor. Hatta zor ötesi mutlaka. Bazen bu farklılıklar sonucu hırs ve nefret duyar, aramıza çelikten duvarlar kurarız. Sadece yapmadığımız tek şey, onları anlamaya çalışmak. Bu durum, yakın çevremizde başlayarak tüm dünya ya bulaşan tehlikeli bir virüs ne yazık ki. Hele de son senelerde öylesi korkunç boyutlara ulaştı ki, ülkelerin huzurlu yaşamını tehdit eder oldu. Bu arada harekete bağlı çalışmalarda yöneticiler, bilhassa gençleri kendileri gibi görünmeyen insanlara yardım etmeye davet etti. Televizyonlardan tüm ülke halkına seslendi. Ve “2011 Saat” hareketinde çalışmaya çağırdı. Mesela ne dedi. “Değerli vatandaşlar. Lütfen kendiniz gibi görünmeyen, kendiniz gibi dua etmeyen, kendiniz gibi yaşamayan insanları anlamaya çalışın. Sizden olmayan birinin çocuğuna bir kaç saat bakın, sizin dininizden olmayan bir insanın ev işlerine yardım edin, sizin gibi yaşayamayan birinin hayatını çok yakından izleyin, onların yaşantılarına küçük bir pencereden de olsa bir bakış atın ve onları anlamak, sevmek için büyük bir adım attığınızı göreceksiniz. Hatta mutlu olacaksınız. Bu sizlerin kazandığı en büyük zenginlik olacaktır. Ailede en çok hırpalanan kadın olduğu halde, daima kadından empati yapması beklendi. Aslında nefretin çığ gibi büyüdüğü dünyanın birer ferdi olarak kadın ve erkek empatiyi karşılıklı yapmayı deneseler, daha etkileyici olmaz mıydı.? Azıcık, bir kaç saatliğine kendilerini eşlerinin yerinde hayal etseler. Anneler çocuklarını empati yapmayı öğreterek büyütseler.(daha ziyade erkek çocuklarına) . Arkadaşımızı her konumda desteklesek, başarısını kutlayarak içtenlikle gülücük dağıtsak. Yer sofrasına oturarak bayat ekmeği suya batırıp yemeğe uğraşan on kişilik ailenin nasıl yaşayabildiğini çözmeye çalışırken, onların yerinde olduğumuzu düşleyebilsek. Ne kadar ahlak dışı olsa da, açlıktan ekmek çalan çocuğun yerine geçebilsek, çocuklarının açlıktan ölmesini önleyebilmek için etini satan annenin duygularını hissedebilsek, bir çok sorunu çözmeye kararlıyız demektir. Ve böylece ülkemizde de bu harekete destek olacağımızın işareti verilmiş sayılır. Sizlere bu hareketi anlatarak, toplumumuzu bir kez daha birbirini anlamaya ve kısacıkta olsa birbirimizin yerine geçerek (empati) yaşamları değiştirmeye ne derece ihtiyacımız olduğunu vurgulamak istedim. Nefretin nelere mal olduğunu her gün defalarca görmekteyiz. Eeee. Nefret yerine, anlayışlı , sevgi dolu ve huzurlu bir hayat yaşamayı istemez misiniz.? O zaman hepinizi toplumsal “ EMPATİ ”kurma hareketine davet ediyorum.