Alanya'nın komşusuna mevsimin ilk karı düştü Alanya'nın komşusuna mevsimin ilk karı düştü

Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği-TSRM ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, denemeye devam edilen tüp bebek ile doğum yapma şansının yüzde 98’i geçtiğini kaydetti.
Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneğince (TSRM) düzenlenen 11. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi (TSRM-2023) Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre çerçevesinde düzenlenen toplantıda konuşan Dernek ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, çocuk sahibi olmada yardıma ihtiyaç duyma sıklığının Türkiye’de de dünyanın kalanı gibi arttığına dikkat çekti.
Bu artışın sebebinden bahseden Ata, ”Genellikle çocuk yapmanın ileriye ertelenmesi. Bir yaş büyüdüğünde ortalama ilk çocuk yapma yaşı, bu tedavilere ihtiyacı olanların oranı belki yüzde 5-6 artıyor. Her iki cinsin de yaşı gebelik ihtimalini etkiliyor gibi görünmekle beraber kadın yaşının etkisi çok kat kat büyük, erkek yaşının etkisi hem görece daha küçük hem de çok daha ileri yaşlarda ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Bu nedenle ilk doğum yaşından, yani annenin yaşı gebe kalma ve doğurma ihtimalini belirlediği için ilk doğum yaşından bahsediyoruz” diye konuştu.

Ne kadar deneme yapılmalı
Tüp bebek noktasında bilgiler veren Ata, “Ne kadar denemeli ya da bir deneme başarısız olduğunda ne yapmalı, diye bakarsak şöyle açıklamak lazım. Tüp bebeğin aslında özünde yaptığı şey, çifte fazla sayıda embriyo oluşturmak. Bunların bazılarının doğurma potansiyeli var, bazılarının yok. Aynı vücudumuzun içinde olduğu gibi kimse her ay gebe kalmıyor. Üç çocuklu bir aileyi düşünün. Bazı aylar evde gebe kalıyorlar, bazı aylar gebe kalmıyorlar. Çünkü doğru yumurta ve doğru sperm denk geldiğinde doğurabiliyorsunuz. Tüp bebekte daha çok yumurta ve daha çok spermle çalışmayı sağlıyor. O şekilde gebelik şansını arttırıyor. Bu nedenle her yaptığımız transferin zaten doğuma ulaşmasını beklemiyoruz. Bir embriyoya genetik tarama yapılıp da transfer ediliyorsa bile doğurma şansı yüzde 50-60’larda. Genetik tarama yapılmadıysa kadının yaşına göre bu yüzde 10’da olabilir, yüzde 60’da olabilir. O yüzden en iyi durumda bile verdiğimiz bir embriyonun tutmama ihtimali yüzde 40 zaten” dedi.

Yüzde 98 doğum oranı
Bu noktada yapılması gerekenleri anlatan Ata, “Çifte başka bir şey yapmalı mıyız? Başka bir şey değiştirmeli miyiz? sorusunun cevabını nasıl buluruz. Zaten tutma şansını azaltacak bilinen bariz şeyleri biz hiç tedaviye başlamadan önce bile görebiliyoruz. Yani rahimin içinde büyük bir miyomu varsa gibi. Bu baştan bildiklerimizi düzelttikten sonra her embriyo yeni bir şans. Ve iki tane önemli çalışma var, birisini biz yayınlıyoruz. Bir kadına genetik tarama yapılıp kromozom sayısı normal olduğu bilinen embriyo bir bir verdiğinizde, yani birini verin tutmuyorsa ikinciyi verin tutmadıysa üçüncüyü verin tutmadıysa dördüncüyü verin tutmadıysa beşinciyi verince, eğer kadında bir problem varsa gitgide şansın düşmesi lazım. Ama şans sabit görünüyor. İlk 5 embriyoda neredeyse hep aynı gidiyor. O zaman demek ki doğru embriyoyu bulmak marifet. Ve beş tane böyle transfer yaptığınızda, bu herkese 5 tane yapacaksınız demek değil birincide gebe kalmayanlara ikinci, ikincide kalmayanlara üçüncü gibi gittiğinizde yüzde 98’i geçiyor görünüyor doğum oranı” diye konuştu.

127 bin dosya takip edildi
Bu oranın nasıl bulunduğu hakkında bilgiler aktaran Ata, “Bu Amerika, İspanya, İtalya ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde 29 klinikte tedavi görmüş, 127 bin dosya inceleyerek bulunan bir veridir. O yüzden mekanizmanın bu olduğu açıkken eğer bir transfer sonunda gebelik ya da doğum olmazsa üzülüp tedaviyi bırakmak yerine ya da işte bunu yaptık olmadı, illa değişik bir şey yapmamız lazım. Ne bileyim bir şeyi enjekte ettireyim, bir ameliyat olayım falan gibi hani bunlara para ve zaman harcamak yerine, onların olabilecek yan etkilerine maruz kalmak yerine, normal kanıtlı, düzgün tedavilerinizden bir daha olduğunuzda doğurma şansınız muhtemelen daha yüksek” ifadelerine yer verdi.

"Gerçek olan tedavi bıkmadan devam etmek"
Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin 2023 Kongresinde bildiri ödülü kazanan çalışmanın sonuçlarına göre ‘sansasyonel olağanüstü tedaviler’ yerine, moral bozmadan tedaviye etmenin en iyi seçenek göründüğünü dile getiren Ata, "Asıl zor olan nokta doğru kromozom sayısına sahip embriyoları geliştirmek olduğundan, kromozom sayısı normal 5 embriyo bulmak bazen çok sayıda yumurta toplama işlemi yapmayı gerektirebilir. Fakat zaten 3 tanesi ile bile canlı doğum ihtimali yüzde 92’yi aştığı için o noktaya kadar dayanan çiftlerin sonunda hayalleri gerçekleşiyor. Yani ‘gerçek olan tedavi’ bıkmadan, moral bozmadan doğru şekilde devam etmektir" açıklamasında bulundu.