Gündem

MHP Lideri Devlet Bahçeli'den CHP'ye tarihi ayar

MHP Lideri Devlet Bahçeli "Gazi Meclis aciz bir meclis değildir. Aziz Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini aratacak bir meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer merak edilen bir husus varsa yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır." dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının bir bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Meclisteki tutumunu alan Lider Bahçeli, sert eleştiriler yöneltti.

Geçtiğimiz hafta Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına atanan isimlerin yemin merasimlerinde yaşananları "ilkel görüntüler" olarak nitelendiren Lider Bahçeli, "Şiddet sahnelerini ve antidemokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz bir meclis değildir. Aziz Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini aratacak bir meclis değildir." dedi.

YENİ SÜRÜM BİR SİYASİ EŞKIYALIK
Yeni atanan bakanlarla ilgili merak edilen hususlar varsa yasal kanalların açık olduğunu vurgulayan Bahçeli, muhalefetin tavrına şu sözlerle tepki gösterdi:

"Muhalefetin sahip olduğu imkânları kullanmaya yanaşmadan Meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali Kıran başkesen misiniz, nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?"

Meclisin savaş alanına çevrilmesinin kimseye faydası olmadığını belirten MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?" ifadelerini kullandı.

İSTANBUL’DAKİ TEZGAHINIZ BOZULDU
CHP'nin yeni atanan Adalet Bakanı ile ilgili rahatsızlığının sebebine dikkat çeken Lider Bahçeli, çarpıcı değerlendirmelerde bulunarak, "İstanbul’daki tezgâhınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı?" diye konuştu.

Maskelerin düştüğünü ve foyaların ortaya döküldüğünü söyleyen MHP Lideri Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anormal ve stresli bir gerilimin sebebi buna mı dayalı? Tekrar ifade ediyorum, geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına leke düşüren müfrit ve müfsit Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum."

Yeni bakanlara destek mesajı veren MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yi ayrı ayrı tebrik ediyor, tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum." dedi.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ'NİN KONUŞMASININ TAMAMI

Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Basınımızın Değerli Temsilcileri, Onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerifle bir kez daha müşerref olacağımız mübarek günlerin eşiğinde bugünkü grup toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Konuşmamın hemen başında hepinizi en kalbi duygularla, hürmet ve muhabbetle selamlıyor, kavuşmamızı nasip eden Cenab-ı Allah’a sonsuz şükrediyorum. Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımıza, Gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın mücadelesini veren tüm kardeşlerimize en samimi hislerimle birlikte şükranlarımı sunuyorum. Allah kısmet ederse önümüzdeki Perşembe günü rahmet ve mağfiret mevsimi olan Ramazan ayının ilk gününü idrak edeceğiz. Ramazan-ı Şerife; bereketin ayıdır, paylaşmanın adıdır, kardeşliğin anıtıdır, hatırlamanın ve hatırlanmanın adabıdır.

Aynı zamanda Ramazan-ı Şerife, Kur’an-ı Kerim’in ahlakıdır. Bu kutlu ayda niyazım, hasta gönüllerin şifayla, dertlilerin devayla, borçluların edayla buluşmasıdır. Öyle bir mukaddes mevsimdir ki; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem azabından kurtuluşun müjdesiyle doludur. Hepsinden mühimi de, doğru yolun, hak ile batılı birbirinden ayırmanın açık ve parlak bir delili olan yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’in indirildiği aydır. Ramazan münasebetiyle cennetin kapıları ardına kadar açılırken, cehennemin kapıları kilitlenip şeytanlar zincire vurulmaktadır. İnsanlığın maruz ve mahkûm kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde, nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne, huzur tecellisine çok ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaç hali her geçen gün daha da aciliyet kazanmaktadır. Maalesef insanlık tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasındadır. Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, sonuçsuz çekişmeler, iç savaşlar, hâkimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar, zulüm ve adaletsizliklerin karanlık yüzü varken; diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi, masumların devamlı kamçılanan mağduriyetleri söz konusudur.

Ne hikmetse emzikli sabilerin, soykırım çarkında öğütülen çocukların; kendi grup kanlarını içe içe ölüme terk edilen kadınların, yaşlıların; velhasıl suçsuz günahsız bir sivil halkın çığlıkları yeterince duyulmamış, yeterince duyarlılık gösterilmemiştir. Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük nedamet hislerine sahip olmak şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukuk inkârına zora dayalı şekilde devam etmiştir. Ramazan denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, açı doyurup açıkta kalana el uzatmaktır. Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır. İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir.

Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli, bununla ilgili kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk haldedir. Nasıl ki, görünen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitli itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır. 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62’inci Güvenlik Konferansı uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğunun yoğun tartışmalarıyla geçmiştir. “Yıkım Altında” temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur.

{ "vars": { "account": "G-0GZNXP00R2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }