Gündem

MHP Lideri Bahçeli’den İstiklal Marşı mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "İstiklal Marşımızı iyi anlamalıyız. İstiklal Marşı Milli Kahramanlığın muhteşem bir mücadelenin vesikasıdır. Akif; “yaşayan görecektir, Türkiye ve Türklük ölmeyecektir,” diye seslenen yüksek bir milli şuurdu" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

MHP Lideri Bahçeli, konuşmasında, “Mehmet Akif Ersoy Mili Mücadelenin en ateşli yıllarında kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda çarmış, istiklali yazmamış yaşamıştır. Akif yüksek milli bir şuurdur. İstiklal Marşı Milli Kahramanlığın muhteşem bir mücadelenin vesikasıdır” dedi.

'Türkiye ve Türklük ölmeyecektir'
MHP Lideri Bahçeli şunları söyledi:

İstiklali düşünmekle kalmayıp manzum bir kalıbın içine büyük bir anıt gibi diken, o anıtın üzerinden istikbali okuyan muhterem isimlerin arasında elbette Merhum Mehmet Akif Ersoy’un müstesna bir mevkii bulunmaktadır.
Milli Mücadele’nin en ateşli yıllarında muazzam bir duyuş ve hissediş maharetiyle kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda şaklatmış, akıl ve vicdanının derinliklerinde saklı duran vatanseverlikle bezenmiş sanatkar dehasını bir volkan ağzı gibi dışarıya taşırmıştır.
O, istiklali sadece yazmamış, vecd ile yaşamış ve yaşatmıştır.
Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın Akif’le ilgili şu görüşünün sanıyorum eksiği vardır, fazlası yoktur:
“Bir dağ silsilesini gezer gibi, her seferinde bir başka zirvesinde gördüğüm adam, gökleri aşmak için dağ dağ üstüne yığan bir dev.”
Akif; “yaşayan görecektir, Türkiye ve Türklük ölmeyecektir,” diye seslenen yüksek bir milli şuurdu.
Görüleni, görülmeyen taraflarıyla; bilineni, bilinmeyen yanlarıyla kaleme alan bir kabiliyetti.
Bugünlerde bölgesel ve küresel kaosun zifiri karanlık tablosuna baktığımızda, Akif’in dimağından manzum mısralara dökülen istiklal haklarının her yönüyle idraki, mazlumlara pranga vuran zorbalığın, çocuklara füze fırlatan zulmetin her boyutuyla ifadesi kanaatimce daha mümkündür.

'İstiklal Marşı’mızın gerçek anlamı çok daha iyi özümsenmeli'

Tarih 12 Mart 1921, yer Büyük Millet Meclisi, kürsüde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, okuduğu metin İstiklal Marşımız.
Birinci dönem mebuslarının hepsi ayaktayken, yaşaran gözlerle, kabaran yüreklerle, tufan halini alan alkışlarla, muazzam bir heyecan selinin refakatinde, namütenahi bir duygu fırtınası eşliğinde İstiklal Marşımız kabul edilmiştir.
İstiklal Marşı, milli kahramanlığın mısralara serpilmiş güzide bir eseri, muhteşem bir mücadelenin edebi vesikası, cihana ilam edilen bağımsızlık beyannamesidir.
Bu beyanname ilk günkü mana ve kudretini muhafaza etmektedir.
Kurtuluş Savaşı’mızın çarpan nabzı istiklalimizin manzum seslenişinden duyulmuştu.
Her mısrası Türk milletinin ruhuyla ve onuruyla karılmıştır.
Her kıtası Türk milletinin inanç, irade ve iffetiyle kamçılanmıştır.
Çevremizde yaşanan vahim gelişmeler, istiklalimizin manzum çehresi Mehmet Akif Ersoy’a feyiz veren günlerle maalesef benzerlikler göstermektedir.
Bu nedenle İstiklal Marşı’mızın gerçek anlamı ve kalıcı değeri çok daha iyi özümsenmeli, temelinde yer alan düşünce sistematiği isabetle yorumlanmalıdır.

‘İstiklal Marşı’mızın ilk sözcüğü ’Korkma' diye başlıyor'

Bugün gene etrafımızı bir habis ur gibi saran emperyalizme karşı direniş ve dik duruş gösteren milletimizin, bundan 105 yıl önce muhtaç olduğu mesajlar bir şiirden ötesine nüfuz edebilen herkes için de İstiklal Marşımızın zamanlar üstü çağrısında saklıdır.
Ezelden beridir hür yaşamış ve hür yaşayacak bir milletin, komşu coğrafyalardaki çoklu mahiyetteki haksızlık, hayasızlık ve hukuksuzluk karşısında suskun kalması ise kimsenin hatırına gelmemelidir.
Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir.
Kemale ermiş bu karakterin çevresine de aynı duyarlılığı göstermesi son derece doğru, doğal ve tutarlı bir tavrın müşahhas sonucudur.
İstiklal Marşı’mızın ilk sözcüğü “Korkma” diye başlamaktadır.
Biz korkmadıkça, şafaklarımızda yüzen al sancak sönemez.
Sönmedikten sonra yurdumuzun üstündeki en son ocak karşımızda hiçbir muhasım şarlatanlık duramaz.
Yeri gelir kükremiş sel olur bendimizi çiğner aşarız.
Yeri gelir yırtarız dağları enginlere sığmaz taşarız.
Varsın olsun, garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Buna karşılık bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var.
Korkma, böyle bir imanı nasıl boğar medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar?
Akif hasta yatağındayken, can beraberi Mithat Cemal Kuntay sorar:
“İstiklal Marşı’nı niçin Safahat’a koymadın?”
O da cevap verir: “O, benim değil, milletimindir, memleketimindir.”
Herkes emin ve müsterih olsun ki;
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
Yine onun ifadesiyle söylersek, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.
İki gün sonra İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105’inci yıldönümü vesilesiyle;
“Yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden” bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza, bir ahlak ve adanmışlık nişanesi olan muhterem vatan şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a en derin şükran hislerimle birlikte Cenab-ı Allahtan gani gani rahmetler diliyorum.
Kabirleri nur, mekanları cennet olsun diyorum.

{ "vars": { "account": "G-0GZNXP00R2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }