Önce kendimce bir açıklama yapmış olayım ki, ne demeye çalışacağımız daha baştan anlaşılsın, sonra kimse demesin, sen ne demek istiyorsun diye...
Hani Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olan Kemal Bey’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan nefretinin karşılığı olsa gerek Selahattin Demirtaş hayranlığı var ya, hani durup durup soruyor ya, Demirtaş neden içeride, suçu ne diye?
Sanki 53 kişinin ölümüne ben sebep oldum...
Kendi cellâdına âşık olmanın bir başka hali bu olsa gerek...
Aslında biliyorum, bazı şeyler doğrudan söylemek yerine sözü dolambaçlı yerlerden dolaştırıp getirdiğimi...
Zira zaman ve zemin çok müsait değil, gerçek bir sözü öyle dolaştırmadan söylemek için... Zira birbirimizi dinlemeden anlamdan, yine birbirimize saldırmayı üzmeyi can acıtmayı öğrettiler bize...
Ve bu öğreti çok zalim bir öğreti...
İnsan insana bu kadar kıymamalı idi... Mesela şimdi Kılıçdaroğlu’nun durduğu yerden bakarsak ve sorarsak, “Yahu a arkadaş gerçekten Tayyip Erdoğan’ı bu kadar dışlar, bu kadar hakaret ederken” senin kalbine Selahattin Demirtaş muhabbetini koyan nedir?
Yazmak muhalif olmaktır aslında, iyi şeyler ile karşılaşınca da takdir etmek sadece... Yazmayı göze almak, göze almaktır haksızlığa adaletsizliğe başkaldırmayı...
Bunu yapmak hem kolay değil, hem herkesin yapacağı bir şey değil...Bakın ben bunları bunları yapıyorum falan demiyor, oradan bakınca yazanların dünyası görün diyorum..
Güç ve kuvvet sahiplerini makam sahiplerini kutsamak yazarlık falan değil, en azından bunu bil ey millet diyorum...
Güç sahiplerini makam sahiplerini kutsamak ile bir yere varılmaz, bir söz de söylenmiş olmaz...
Siyaset insanları nasıl kandırıyorsa insanları yazanlar da öyle...
Din adına öne geçip dinden söz edenlerin hemen hemen hepsi birer kandırmaca içinde, masal anlatıyorlar ama onu bile beceremiyorlar...
Hep dedim, belki farkında değiliz ama siyaset insanları, ahaliyi, yani bizleri geri zekâlı sanmaya, bunlar bir şeyden anlamaz, demeye devam ediyorlar...
Çağımız daha çok yalancılara iki yüzlülere inanıldığı bir çağ, her alanda…
Sözlerimiz acı gibi olsa da gerçek bu?
Birileri kızacak diye gerçeği söylemeyelim mi?
Başkaları yapıyor diye, biz de mi “Aslansın!” diyelim kentin belediye başkanına, evine ekmek götüremeyen babaların olduğunu bile bile, lüks makam aracı ile millete hava atmasına?
Eskiden utanma diye bir şey vardı, ama artık yok...
Utanmayı geri çağıralım hep birlikte...