Alanya, Cumhuriyet’in değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran şehirlerden biri. 103. Yıl dönümünü kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer Bayramı ise bu aktarımın en görkemli duraklarından birisi. Eski yıllarda, bayram sabahı gün doğmadan çocukların ellerinde küçük bayraklarla sokaklara çıktığı, evlerin balkonlarına kırmızı beyaz örtülerin asıldığı, meydanlarda ise davul zurna seslerinin yankılandığı bir şehir manzarası belirirdi. Okul sıralarında ezberlenen şiirler, marş söyleyen öğrencilerin heyecanı, askeri birliklerin geçişini izlemek için toplanan kalabalığın gururu Alanya’nın Zafer Bayramı hafızasında özel bir yer tutardı. Bugün ise bu heyecan, konserlerin ışıkları, sahildeki fener alaylarının meşaleleri ve sosyal medyada paylaşılan coşkulu fotoğraflarla yeni kuşaklara aktarılıyor. Alanya’da 30 Ağustos, yalnızca bir tarih değil; geçmişle bugünü, büyüklerle gençleri buluşturan güçlü bir köprü olmaya devam ediyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Alanya’da bayram kutlamaları, büyük oranda resmigeçitler ve halkın meydanlarda toplanmasıyla gerçekleşirdi. Okulların öncülüğünde öğrenciler şiirler okur, marşlar söyler, ellerinde bayraklarla kortejler oluştururdu. Hükümet Konağı önünde yapılan törenlerde halkın tüm kesimleri bir araya gelir, askeri birliklerin resmigeçitleri halka güven duygusu aşılar, meydanlarda güçlü bir birliktelik duygusu yaratırdı. Çarşıdaki dükkânların camlarına Atatürk portreleri ve bayraklar asılır, akşam olduğunda ise fener alaylarıyla sokaklar ışıl ışıl olurdu. Özellikle 1940’lı ve 1950’li yıllarda bayram, sadece resmi bir tören değil, halkın bütünleştiği bir şenlik havası taşırdı. Köylerden insanlar at arabalarıyla merkeze gelir, esnaf halka lokum veya şerbet dağıtır, herkes Zafer’in coşkusunu aynı meydanda solurdu.
Günümüzde yapılan kutlamalar esas alındığında ise özellikle fener alayı geleneğine dikkat çekmekte fayda var. Halkın ellerinde meşaleler ve fenerlerle gece karanlığında topluca yürüdüğü bu etkinlik, yalnızca bir görsel şölen değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma göstergesidir. Fener alaylarının kökeni Osmanlı dönemine kadar uzanır. Padişahların tahta çıkış yıldönümlerinde, zaferlerin ardından ya da devletin önemli günlerinde İstanbul başta olmak üzere pek çok şehirde fener alayları düzenlenirdi. Bu yürüyüşlerde halkın devletle bütünleşmesi amaçlanır, sokaklar ışıklarla donatılırdı.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte fener alayları, eski monarşikanlamını geride bırakarak yeni bir içerik kazandı. Artık bu yürüyüşler, halkın kendi iradesiyle kurduğu Cumhuriyet’in coşkusunu, bağımsızlık sevincini ve Atatürk’e bağlılığını simgeleyen bir gelenek hâline geldi. 1920’lerden itibaren özellikle öğrenciler, öğretmenler, askerî birlikler ve gençlik dernekleri, ellerinde Türk bayraklarıyla Alanya sokaklarında bu yürüyüşlere katıldılar. Her yıl 30 Ağustos gecesi yapılan fener alayları, Zafer Bayramı’nın en beklenen anlarından biri olurken, halkın bayramla kurduğu duygusal bağı da güçlendirdi. Zamanla teknolojinin ilerlemesiyle meşalelerin yerini ışık düzenekleri, lazer gösterileri ve havai fişekler alsa da fener alayı, geçmişten bugüne devam eden en köklü ZaferBayramı ritüellerinden biri olmayı sürdürdü. Kadim bir gelenek olan bu yürüyüş siyasetin malzemesi yapılmaya çalışılarak “O gelsin, bu gitsin, şu bizden değil o katılmasın!” boyutuna evirilmeye çalışılsa da bu gelenek Alanya kültüründe bütün vatandaşlarımızın katılımıyla kutlanmaya devam edecek. Kaldı ki bu geleneğin Osmanlı Padişahlarından günümüze aktarılan bir gelenek olduğunu bilseler yürümeyi de bırakırlar vesselam…
Alanya’da Zafer Bayramı kutlamaları günümüzde aynı heyecanı barındırmakla birlikte biçim açısından önemli ölçüde değişmiş durumda. Atatürk Anıtı’na çelenk sunma, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan resmi törenler devam ediyor, ancak geçmişin kalabalık kortejleri yerini daha sembolik yürüyüşlere bırakmış durumda. Bunun yerine konserler, sergiler, ışık gösterileri ve kutlama kortejleri bayram programının vazgeçilmez parçaları hâline geldi. Yerel belediye ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla kutlamalar adeta bir kültür festivaline dönüşüyor. Gençler, artık yalnızca marş söylemekle kalmıyor; sosyal medya paylaşımlarıyla, modern dans gösterileriyle ve farklı sanatsal etkinliklerle Zafer coşkusuna katılıyor. Bu katılım sadece Türk vatandaşlarımızla sınırlı değil; Alanya’nın bir turizm kenti olması nedeniyle, kutlamalar yerel halkın yanında yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Bu durum, Zafer coşkusunu uluslararası bir vitrine taşırken, kutlamalara farklı bir renk katıyor.
Geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda, coşkunun biçim değiştirdiğini görmek mümkün. Önceleri sade ama yoğun bir milli birlik duygusu hâkimken, günümüzde kutlamalar daha görsel, sanatsal ve turistik ögelere sahip. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bayram, halkın bağımsızlığını hatırlatan güçlü bir politik mesaj taşırken; bugün aynı mesaj, kültürel şölen ve toplumsal eğlenceyle harmanlanmış bir biçimde aktarılıyor.
Sonuç olarak, Alanya’da Zafer Bayramı yıllar içinde farklı biçimlere bürünmüş olsa da özünde aynı ruhu taşıyor: Bağımsızlık, özgürlük ve halkın kendi iradesine duyduğu güven. Geçmişte meydanlarda binlerce kişinin coşkusunu taşıyan bayram, bugün ışıklı gösterilerde, konserlerde ve sosyal medyada yaşatılıyor. Biçimler değişse de ZaferBayramı, Alanya kültüründe kuşaktan kuşağa aktarılan en önemli toplumsal hafıza öğelerinden biri olmaya devam ediyor. İnsanları ötekileştirmeden, siyasi görüşlerine ve yaşam tarzlarına bakmadan, Atatürk çizgisinde, birlik ve beraberlik içerisinde bir bayram geçirmek dileğiyle, 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun…
“Milli birlik duygusunu geliştirmeyen milletler, başka milletlerin esiri olurlar.” – Mustafa Kemal Atatürk