banner80

‘Bakanlık sorun çözmek yerine algı oluşturuyor’

MEB’in eğitimin sorunlarını çözmek yerine kamuoyunda algı oluşturduğunu ifade eden Eğitim Sen Alanya Şube Başkanı Ali Koca, “Çok sayıda sorun 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı’nın birinci döneminde de varlığını sürdürdü” dedi. 

‘Bakanlık sorun çözmek yerine algı oluşturuyor’

Eğitim Sen Alanya Şubesi Ali Koca, eğitim sorununun ekonomik krizden sonra halkın en önemli ve öncelikli gündemi olmayı sürdürdüğünü söyledi. 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk yarısının sona ermesiyle 19 milyon öğrenci ve 1 milyondan fazla öğretmenin birlikte yarıyıl tatiline gireceğini belirten Koca, “2022 2023 eğitim ve öğretim yılının birinci döneminde eğitim alanında en dikkat çekici durum, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitimin temel sorunlarına çözüm üretmek yerine, sürekli olarak eğitimde yaşanan sorunların çözüleceğine dair bir algının kamuoyunda oluşması için çaba harcaması oldu. Dönem bolca hamaset, yetersiz önlem, yetersiz bütçe ve eşitsizliklerin devamı ile geçti. Eğitimin niteliğinde yıllar içinde yaşanan gerileme, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleşme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu, haksız hukuksuz şekilde işinden edilen eğitim emekçilerinin görevlerine iade edilmemesi, vb. gibi çok sayıda sorun 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı’nın birinci döneminde de varlığını sürdürdü. Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar iktidar ve MEB tarafından görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ekonomik krizden sonra halkın en önemli ve öncelikli gündemi olmayı sürdürüyor. Mevcut eğitim sistemi okulda ve toplumsal yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin müşteri olarak görülmesini hedeflerken, eğitim sistemi içindeki eşitsizlik giderek derinleşiyor. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar ve farklı bölgelerdeki okullar sürekli birbirleriyle rekabet içine sokulmuş durumda” dedi.  
“BİLİMSEL VE PARASIZ EĞİTİM HAK OLMALI”
2022 yılında 64 çocuk işçinin yaşamını yitirdiğini açıklayan Koca, “14 yaş ve altında çalışırken ölen çocukların sayısı arttı. Yine ölümlerin merkezinde her yıl olduğu gibi tarım yer alırken MESEM projeleriyle gündeme gelen stajyer/çırak ölümlerinde de artış gözüküyor. Çocuk işçilik 4 ila 8 yaş arasında başlıyor. Bu yaşta mevsimlik tarım işçisi, çoban ya da sokakta mendil satan çocuk ölümlerine rastlıyoruz. Ancak mevsimlik tarım işçisi çocuklarda ve sokakta çalışan çocuklarda 8 yaşından itibaren bir artış var. 10-12 yaşlarda tekstil ve metalde çalışan çocukları görüyoruz. 13-14 yaşlarından itibaren tarım, inşaat, sanayi ve hizmetlerde çalışan sayıları milyonlara ulaşan çocuk işçi gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Eğitim ve sağlık gibi kamusal hizmetlere iktidarın bütçe ayırması gerekirken, bir biçimiyle hizmetten yararlananlar tarafından finanse edilmesi, son dönemin hâkim bir politik yaklaşımı haline geldi. Öğretim yılına hazırlık ödeneği, bir maaş tutarında ve yılda 2 defa bütün eğitim emekçilerine ödenmeli. Nitelikli, laik, bilimsel, eşit, parasız eğitim tüm yurttaşlar için bir hak olarak tanımlanmalı” diye konuştu. 
“EĞİTİM BARIŞINI ZEDELEYECEK”
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve “Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği”nin Anayasa ile Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle eşit işe eşit ücret talebini dile getirdiklerini hatırlatan Koca, “Öğretmenlik mesleği bir rekabet mesleği değil, iş birliği, el birliği ve dayanışma mesleğidir. “Eşit işe eşit ücret ilkesi” bu bağlamda önemlidir. Öğretmenler arasında farklı unvanlar vererek katmanlar, hiyerarşiler, eşitsizlikler ve ayrımlar yaratmak eğitimi geliştirmez, aksine eğitim barışını açıkça zedeleyecektir.
Emekli olana kadar çalışan her eğitim emekçisi emekli olduğunda insanca yaşama hakkına sahiptir bu anlamı ile de 3600 ek göstergenin bir hak olma kapsamından çıkarılarak bir seçim aracına dönüşmüş olması dolaylı olarak öğretmenlerin ve öğretmenlik mesleğinin de bir seçim aracına dönüşmesi anlamına gelir. Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir. Eğitim sisteminde yaşanan sorunlar, elbette ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullarda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız değildir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, milliyetçiliğin ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri ve tüm öğrencilerimizin kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır” ifadelerini kullandı. - Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.