• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Yürüyen aksamım ve Oba’daki sahil büfeleri…

İbrahim İpbüker

Hiç unutmam…

“Kalkışın biraz ağır ama yürüyen aksamın çok iyi, Allah nazarlardan korusun, kem gözlerden saklasın” demişti bir arkadaşım…

Bu “müthiş teşhis” ve “güzel temenniye” rağmen “nazar değdi” sanırım şahsıma…

Son günlerde “battaniye-koltuk” yatmaktan “başımı kaldıramadım” bir türlü…

Tıp adamlarının dediğine göre, “geceleri yalnız uyumaktan” kaynaklanan “şiddetli üşütme” nedeniyle girdim önce battaniyenin altına…

Tam “kendimi toparladım” derken, bu kez de “bel bölgem” arıza verdi…

Hal böyle olunca yürüyen aksamım, “bu halde adım bile atamam birader kusura bakma” diyerek isyan bayrağını çekip, battaniyenin altına tekrar gömdü şeyimi,  “haşmetli göbeğimi”…

Genç yaşıma rağmen, arka arkaya “patlak veren” bu iki arıza nedeniyle, “evde tek başıma yatma” durumunda kaldım bir süre…

Ne gazeteye “uğrak verebildim” ne de klavyenin başına çöreklenip, üç beş satır “yazı yazabildim”…

Demek istediğim o ki, daha önce yazmam gereken bu yazının “gecikme” nedeni, “yürüyen aksamıma nazar değmiş” olması…

“Tıp tarihine geçeceğine” inandığım bu “bilimsel” açıklamayı yaptıktan sonra, gelelim yazının “asıl mevzusuna”…

“Gel-git aklım” beni yanıltmıyorsa, içinde bulunduğumuz şubat ayının ilk gününde, “Sahipsiz büfeler haraca bağlanmış” başlığıyla, bizim gazetenin manşetine bir haber çakmıştım…

Haberin “baş kahramanı”,  ALTİD Başkan Yardımcısı Hızır Bozdoğan idi…

Baş kahramanımızın, Oba bölgesinde bulunan 19 sahil büfesinden, makbuzsuz ve belgesiz, “para topladığı” iddialarını gündeme taşımıştım…

Tam bu noktada şunu da ifade etmem gerekiyor…

Bu haberi patlatmadan önce, olayın içinde ALTİD’in ismi geçtiği için, Başkan Burhan Sili’ye konuyu aktarmış ve bir açıklama istemiştim…

Başkan Sili, birkaç gün sonra şahsıma dönerek, “böyle bir olay olmadığını” ifade etmişti…

Başkan Sili’nin bu açıklamasına karşın, elimdeki “bilgi ve belgeler” tam tersini söylediği için de hiç tereddüt etmeden haberi kamuoyu ile paylaşmıştım…

Haberin yayınlandığı gün,  “paniğe kapıldığını hissettiğim” olayın “baş kahramanı” Hızır Bozdoğan, benim için “sabahın körü” denilecek bir saatte aramış ve gazetede buluşmuştuk…

Kendince “açıklama yapmaya” çalıştı o gün…

Ne yalan söyleyeyim, “şahsımı çok da tatmin etmedi” o açıklamalar…

Hemen akabinde,  kendisi tarafından “alelacele” hazırlandığı çok belli olan bazı “tutanaklar” gönderdi şahsıma…

Bunlardan birisi, “istifa dilekçesi”…

Bir diğeri, Oba bölgesindeki otel yetkilileri tarafından imzalanmış olan, “yapma etme, istifa etme Hızır abi” mealinde kurulmuş cümlelerin altına atılmış olan imzalardan oluşan “el yazmalı” bir tutanak…

Bir diğeri ise “aldığı parayı teslim ettiğine” dair tutanak…

Ki, bana göre de “en can alıcı belge” bu…

Yani..

Yanisi şu…

Bu tutanak, ALTİD Başkanı Burhan Sili’nin, “öyle bir olay yok” demesine rağmen, baş kahramanımız Hızır Bozdoğan’ın, “evet aldım ama İpbüker’in yaptığı haberden sonra iade etmek zorunda kaldım” demek…

“Sadece bir kişiden, emanet olarak aldım” diyor Hızır Bozdoğan…

Bendeki bilgi ve belgeler de “kazın ayağının öyle olmadığını” söylüyor…

Her neyse, olayın bu boyutu çok önemli değil aslında…

Baş kahramanımız Hızır Bozdoğan, ama bir kişi, ama üç, ama beş kişi olsun, büfe işletmecilerinden, “makbuz ve belge olmadan” para almış mı, “evet almış”…

Kendi eliyle hazırladığı “tutanakla” bunu “itiraf” etmiş mi, “evet etmiş”…

Olay bu işte…

Oba bölgesinde “yola bitişik” olan sahil büfeleri ile ilgili, “benim bile bilmediğim” ne dolaplar dönmüştür ya da dönüyordur, Allah bilir…

Bu konuyla ilgili “araştırmalarım” tam gaz devam ediyor…

Bir taraftan da “bilgi ve belge” yağıyor…

Bunları netleştirdikçe, Alanya kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğim, hiç kimsenin zerre kadar kuşkusu olmasın…

Çünkü biz, bu mesleği her zaman “kamu yararına” yaptık ve yapıyoruz…

Biz, bu mesleği her zaman “haksızlığa uğramış, mağdurların yanında olmak, onların hakkını aramak” için yaptık ve yapıyoruz…

Biz böyle yaparken, bizim yazdığımız haberde adı geçen “baş kahramanı aklama” ya da ne bileyim, “olayın üstünü kapatma” çaba ve endişesi ile yazı kaleme alan, “kalemşörler de” yok değil…

Bunu “neden” ya da “neyin karşılığı” olarak yaparlar, hiç bilmem, bilmek de istemem…

Sadece “sağlık olsun” der geçerim…

Ancak, yazdığım bir yazının, yaptığım bir haberin “sonuna kadar arkasında durur” ve “takibini” yaparım…

Bu da böyle biline…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513