• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 5 °C

Yumurtadan Alanya bebekleri çıktı…

İbrahim İpbüker

Söylemesi ayıp, bizim gazetenin karavanasında ana yemek olarak “tavuk” vardı dün …

Yemeği kaşıklarken aklıma “yumurta” geldi…

Sonra, içinde horozun bulunduğu o meşhur diyalog…

Sormuşlar hani, “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar” diye…

Horoz da “valla birader ben işime bakarım, gerisine karışmam” diye yanıt vermiş…

Bir taraftan tavuk yemeğine vurup, diğer taraftan böyle beyin fırtınaları yaşarken aklıma “civciv” geldi bu sefer…

Tam “sarı civcivi” düşünürken, laf lafı açar misali bu kez de “bebek” takıldı kafama…

Yukarıdaki cümle biraz “tehlikeli” oldu farkındayım ama, mevzu düşündüğünüz gibi değil, günahımı almayın hemen…

“Bebek” dediğim, İpbüker’den olma sarı civcivden doğma bebek değil…

Hani şu yakın geçmişte, “Alanya bebekleri” diye üretimine başlanan oyuncak bebekler var ya, işte bu geldi aklıma…

Tavuk yerken başlayan “beyin fırtınasında” bu mevzuya nasıl geldim ben de tam kestiremiyorum ama “kayışı kopmuş kafa” böyle bir şey sanırım…

Ne zaman, nerede, hangi konuyu patlatacağı hiç belli olmuyor…

Her neyse…

Madem “Alanya bebekleri” mevzusuna girdik, tam gaz devam edelim…

Bir ara sık sık gündeme gelen “Alanya bebekleri” gerçekten çok hoşuma gitmişti doğrusu…

Yöresel kıyafetler giydirilen bebekler, oldukça sevimli ve sempatik gelmişti…

Proje ne aşamada, üretim hala devam ediyor mu gibi kafama takılan sorulara yanıt bulmak için, bu olayın tam içinde olduğunu bildiğim, Proje Geliştirme Derneği yöneticisi Ünal Çintaş’ı aradım…

Uzun uzun lafladık…

Hem “umutlu” hem de “dertli” konuştu…

Bebeklerin üretimi Kızılcaşehir’de oluşturulan atölyede devam ediyormuş…

Mevzunun “umutlu” tarafı şu…

Konya ve Afyon’da gerçekleştirilen iki serginin dışında, Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı olan 49 il ile 12 ülkede sergi açılacakmış…

Alanya’yı simgeleyen bu bebekler, sadece yöresel kıyafet giydirilen “Osman Amca” ya da “Fatma Teyze” figürlerinden oluşmuyor…

Kalonoros’u fetheden ve kendi adından yola çıkarak ismini “Alaiye” koyan, Alaaddin Keykubad var misal…

Alanya Kalesi Komutanı Kyr Vart’ın kızıyken, kale fethedildikten sonra “Alaaddin Keykubad’ın karısı olan Mahperi Sultan” var misal…

O dönemin ünlü komutanları, ilim adamları var…

Üretilen bebeklerde çeşit bol ama “ezbere” ya da “rastgele” yapılmıyor, planlanıp, seçilerek yapılıyor…

Ve Alanya’nın tarihi, kültürü bu bebeklerde “vücut” bulup, canlanıyor, anlam kazanıyor…

Bu konuyla bağlantılı olarak, duyunca benim de heyecanlandığım başka bir projeden bahsetti Ünal Çintaş…

“Selçuklu Müzesi”…

İçinde “gerçek boyutlarda” insan figürlerinin de yer aldığı, tarih fışkıran bir müze…

Alanya’nın en büyük eksiklerinden birisi de bu işte…

Kolay iş değil elbette, maliyeti var…

Alanya bebeklerinin özellikle yurt dışı serilerinden elde edilecek gelirin, müze işinde kullanılması hedefleniyor…

Hedef tutarsa, bir başka deyişle “evdeki hesap çarşıya uyarsa” tabi…

Ünal Çintaş’la yaptığımız sohbetin, “umutlu” tarafları bunlar…

Dediğim gibi, bir de “dertli” olan tarafları var…

Alanya bebeklerini, Ticaret ve Sanayi Odası dışında sahiplenen, alan, sipariş veren ne kurum var, ne de kişi…

Oysa, gelen misafirlere verilecek en “anlamlı” ve en “güzel” hediye bu bebekler olur…

“Alanya’ya gelen misafirlere, hala Kütahya çinisi ile süslenmiş tabak, çanak hediye ediyoruz” dedi…

Çok doğru bir tespit aslında…

Başka hiçbir yerde bulamayacağı bir “Alanya bebeği” hediyesi alan, götürüp “deposuna atmaz” bu hediyeyi…

Masasına, sehpasına, büfesine koyar…

Gördükçe de aklına Alanya gelir…

Soranlara Alanya’yı anlatır…

Kaldı ki, bu bebeklerin yanında Alanya’nın tarihi ve hikayesi de yazılı olarak veriliyormuş…

Al sana tanıtım...

Bu konunun üstüne üstüne gitmek, desteklemek, yaymak şart…

Kıskanmadan, fesatlık, çekememezlik yapmadan “sahiplenmek” şart…

“Oyuncak” deyip, “bebek” deyip geçmeyin…

Gerçekten de “şahane” bir proje bu…

Anladığım kadarıyla, şu sıralarda biraz “ağır-aksak” yürüyor…

Bu duruma kim el atacak bilmiyorum ama, “hızlandırmak” ve “ivme kazandırmak” lazım…

Özellikle de “Selçuklu Müzesi” olayına…

Konuşmanın sonlarına doğru şu tespiti de yaptı Ünal Çintaş, kendini ayırmadan hem de…

“Alanya olarak hep rantın peşinde koşmuşuz, bunu yaparken de tarihi, kültürü atlamışız, unutmuşuz”…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513