• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

Teyze Kızı Emine’den beklemediğim davet…

İbrahim İpbüker

Yaratılış itibarı ile “kalender meşrepli” olduğumdan mıdır nedir tam bilemiyorum ama, hayatımın her döneminde bir “kısmetsizlik” ya da “talihsizlik” mutlaka yaşamışımdır…

Çok istediğim bir şeyi, olmadık mücadeleler vererek tam “elde etmek” üzereyken “son saniye golü” yiyerek, sahadan “mağlup” ayrılmışlığım çoktur yani…

Hiç hesapta olmayan bir şey, mutlaka ama mutlaka gelir “bulaşır” ve bir çuval inciri berbat eder…

Tıpkı mahalledeki “yakın silah arkadaşım” Dana Memed’in yaptığı gibi…

Cüssemden umulmayacak bir performans sergileyip, Teyze Kızı Emine’yi ne güzel “kafaya almışım”…

Hiçbir zorlama ve baskı olmadan, elini kendiliğinden getirip, elimin üzerine koymuş…

O an dünyalar benim olmuş…

Ne halt etmeye başımıza dikilip de, “ohoo bunlar mercimeği fırına vermiş” diye pişmiş aşa su katarsın, ey Dana oğlu Dana Memed…

İşte bu duygularla ve hışımla, gönlümü almak için bana uzattığı haşlanmış mısır koçanını elinden kaptım ve Dana Memed’i oracıkta hırpalamaya başladım…

Elimden gelse mısır koçanını sıcak sıcak şeyine sokacağım, ağzına ama, ağzı dolu mübareğin…

Bir taraftan dayak yiyor, diğer taraftan da “ben naptım birader” diye homurdanarak elindeki mısırı kemiriyor…

Bir müddet sonra yorulduğumu hissedip, sakinleştim…

Yediği dayaktan hiç oralı olmayan Dana Memed’le yan yana ve soluk soluğa oturduk bankın üzerine…

Durup durup hala “ben naptım birader” diyor…

“Ulan” dedim, “ne mercimeği, ne fırını, manyak mısın sen, öyle şey söylenir mi hiç”…

“Kızın elini kapmışsın birader yalan mı, ne gördüysem onu söyledim” ben deyince dayanamadım ve bir posta dayak daha attım…

Haksız olduğunu, pot kırdığını anlayınca asla el kaldırıp, karşılık vermezdi Dana Memed…

Dayağını bir güzel yer, hiçbir şey olmamış gibi koluma girip, muhabbete devam ederdi, sağ olsun…

Yine öyle yaptı…

Koluma girip, “hallederiz birader tamam, yorma artık kendini” diyerek mahalleye doğru sürüklemeye başladı…

Teyze Kızı Emine, Dana Memed’in o patavatsızlığı karşısında fena bozulmuştu, farkındaydım ama elimden gelen bir şey yoktu…

Savunma yapmama fırsat vermeyip, arkasına bile bakmadan çekip gitmişti…

O gün gece yarısına kadar evlerinin önünde bekledik ama nafile…

Ne kapıya, ne de pencereye çıktılar…

Gece yarısından sonra eve girip, sabaha kadar uğraştım ve muhteşem bir “aşk mektubu” döşendim…

Döşenmesine döşendim ama, iş sadece yazmakla bitmiyor, bir de bunu muhatabına ulaştırmak lazım…

Görüyorsunuz işte bizim kuşağın bu konularda çektiği sıkıntıları…

Her neyse, mevzuyu dağıtmayalım…

Mektubu güzelce zarflayıp, cebime koyduktan sonra, sabahın köründe soluğu “Sümüklü Süleyman’ın” evinin önünde aldım…

Anasının tüm itirazlarına rağmen, yatağından yaka paça kaldırıp, mahalle çeşmesinin yanındaki karargahımıza götürdüm…

Durumu özetleyip, “ne yap ne et, bu mektubu bugün Teyze Kızı Emine’ye ulaştır” diye sıkı sıkı tembihledim…

“Rüşvet almadan” nefes bile almayacağını bildiğim için, cebimde kalan son bozuklukları avucuna tutuşturup, kıçına tekmeyi bastım ve gönderdim…

Aradan ben diyeyim iki, siz deyin üç saat geçti…

Baktım “Sümüklü Süleyman” koşa koşa bana doğru geliyor…

Hemen ayaklanıp, hızlı adımlarla ben de ona doğru yürümeye başladım…

Ve büyük bir heyecanla “ne oldu lan ne bu telaş” diye sordum…

Pis pis sırıtarak, “hadi yine iyisin İbo abi” dedi ve elime bir kağıt parçası tutuşturdu…

Hem büyük bir heyecan, hem de acele ile kağıtta yazan notu okumaya başladım…

Hiç unutmam, aynen şöyle yazıyordu…

“Bu akşam saat 23.00’de seni bekliyorum. Evin kapısı açık olacak”…

Haydi bakalım, buyurun buradan yakın…

Mahallede hiç “alışık olmadığımı” durumlar bunlar…

İşin içinde yakalanıp, “ırz düşmanı” diye mahalleye “rezil” olmak var…

Delikanlılık raconunu çizdirmek var…

Uzatmayalım, o gün Dana Memed’le saatlerce durum kritiği yaptık…

Sonunda da her şeyi, göze alarak, “davete icabet etme” kararı verdik…

Saatler tam 23.00’ü gösterirken, kapının önüne dikildim…

Baktım kapı gerçekten açık, sessizce içeriye doğru süzüldüm…

Tüh, yerimiz yine bitti devamını da haftaya pazar anlatırım artık, yapacak bir şey yok…

Mutlu ve keyifli pazarlarınız olsun…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513