• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Teyze Kızı Emine ile göz göze nasıl geldik?..

İbrahim İpbüker

Elleri öpülesice atalarımız mı söyledi yoksa başka yerden “araklama” bir laf mı tam bilmiyorum ama, “Aşk emek ister, fedakarlık ister” lafını gerçek anlamda en iyi uygulayan heriflerden birisi de benim…

Hiç abartmadan söylüyorum, elimi hangi dala uzattıysam mutlaka ama mutlaka “dikenli” bir tarafı “batmıştır” şeyime, avucuma…

Sonra da “ayıkla pirincin taşını” durumları işte…

Tıpkı “Teyze Kızı Emine” macerasında olduğu gibi…

Karşımdaki rakip, “Dana Memed”…

Dana, bildiğiniz dana…

Bizim düello başlamadan önce mahalle büyüklerinden birisi halime acıyıp, “Dana Memed’le güreş tutmak mı yoksa bir çuval pirincin taşını ayıklamak mı” diye tercih sunsa, zerre kadar tereddüt etmeden, “çuval iki olsun” derim…

Görünüş itibarı ile bu derece “ürkütücü” bir rakip yani…

Mahalle bakkalı Kör Sait’in dükkanının önüne “güreş minderi” niyetine serdiğimiz beyaz şeker çuvallarının üzerine gelip, Dana Memed’i o muhteşem cüssesiyle karşımda “rakip” olarak görünce tırsmadım değil…

Ama kafadan da söylediğim gibi, “aşk emek ister, fedakarlık ister”…

Yapacak bir şey yok, Allah ne verdiyse mecburen dalacağım Dana Memed’e…

Kafayı, kolu hemen kaptırmamak için, seke seke etrafında dönmeye başladım ilk dakikalarda…

Yaptığı her hamle boşa çıktıkça yavaş yavaş sinirlenmeye başladı Dana Memed…

Kollarının arasına alabilse “sinek gibi ezecek” farkındayım…

Bu nedenle sürekli “kaçak” güreşiyorum…

Daha doğrusu, Dana Memed saldırıyor, ben ceylan gibi sekerek bir şekilde kaçıyorum elinden…

Bir ara, güreşin startını “çift nohutlu bekçi düdüğü” ile veren mahallenin gece bekçisi “Topal İsmail’e” dönüp, “bu nasıl güreş” diyecek oldu Dana Memed ama, güreş öncesinde kural konuşulmadığı için, “ben karışmam” der gibi omuzlarını aşağıdan yukarıya doğru birkaç kez salladı Topal İsmail…

Bu durum karşısında daha da sinirlenen Dana Memed, “kırmızı sütyen” görmüş kızgın boğa gibi üzerime doğru koşmaya başladı…

Elleri açık bir şekilde üzerime gelirken küçük bir “vücut çalımı” ile kendimi yana atıp, ayaklarına doğru yaptığım hamle sayesinde kolayca  yere serdim Dana Memed’i…

Bu durumda bilincini kaybettiğini bildiğim için, hemen üzerine çullanıp, toparlanmasına fırsat vermeden, “kuzu çevirme” yapar gibi sırt üstü çevirip, galibiyetimi ilan ettim…

Tam o anda da, mutfak penceresinin perdesinin kıyısından bizi izleyen Teyze Kızı Emine ile göz göze geliverdik…

Allah sizi inandırsın, kırk küsur yaşına gelmiş birisi olarak “o anda hissettiğim gururu ve mutluluğu” hayatım boyunca bir daha hissedemedim…

Her neyse, bunlar ayrı Mevzu...

Mahalledeki en yakın “silah arkadaşım” olan Dana Memed, o günden sonra uzun bir süre konuşmadı benimle…

Güreş esnasında kendisine “çelme taktığım” iftirasını atarak mahalle büyüklerine sürekli şikayet edip, itirazda bulundu ama sonuç çıkmadı…

Bizim mahallenin büyükleri her durumda “sonuç odaklı” düşündükleri için, “yenildin lan işte asker karısı gibi ağlama” diyerek itirazları kabul etmediler…

Dana Memed’i güreşte yenip, “Teyze Kızı Emine’ye el koyma” hakkını elde ettikten sonra mahallede dedikodular yükselmeye başladı doğal olarak…

Öyle ya…

Tüm mahallenin gözü önünde güreş tutup, “Teyze Kızı Emine benim olacak” mücadelesi vermiştik…

Dedikodulara göre, gönlünü Parlak Yaşar’a kaptıran “Komşu Kızı Emine” bu duruma çok bozulmuş...

“Benim için Parlak Yaşar’la güreşmedi ama, teyzemin kızı için Dana Memed’le güreşmeyi göze aldı” filan demiş…

Kulaklarımla duymadım ama, bu haberi getirenlere “Geçti Bor’un pazarı, sürsün eşeğini Niğde’ye” atasözünü hatırlatıp, geri gönderdim…

Uzatmayalım…

Dana Memed’i altıma alıp, kafamı kaldırdığım anda göz göze geldiğimiz Teyze Kızı Emine ile bir süre “sağlıklı iletişim” kurma şansım olmadı…

O dönemlerde “cep telefonu” niyetine cebimde “ankesörlü telefon jetonu” taşıyor olsam da, kafama her estiğinde Komşu Kızı Emine’nin evini arayamıyorum…

Çünkü karşıma ya Komşu Kızı Emine çıkıyor, ya da annesi Zeynep teyze…

Durum böyle olunca, “acaba sokağa çıkar da tenha bir köşede yakalar mıyım” umuduyla, günlerce yol gözledim…
Bu gibi durumlarda çok yardımını gördüğüm Dana Memed’in, benim için ne kadar önemli olduğunu da o günlerde anladım zaten…

Barışmak için çok uğraştım ama, “Nuh” dedi, “Peygamber” demedi…

“Çelme taktı, güreşte hile yaptı” diye uzun süre arkamdan sallamaya devam etti…

Bana da “yol gözetleme” nöbetlerini yalnız tutmak kaldı…

Hiç unutmuyorum, yağmurlu bir gündü…

Sabahın benim için “erken” diyebileceğimiz bir saatinde Komşu Kızı Emine ile, Teyze Kızı Emine kapıdan çıkıp, salına salına yürümeye başladılar…

İşte günlerdir beklediğim fırsat ayağıma gelmişti…

Tüh, fırsat geldi ama yerimizi bitti yine, haftaya devam ederiz artık…

Keyifli pazarlarınız olsun…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513