• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Sülün Osman ile Putin macerası başlasın…

İbrahim İpbüker

Osman Ziya Sülün…

Nam-ı diğer, Sülün Osman…

Evet evet, tam da aklınıza geldiği gibi, Tarihe geçmiş olan meşhur “Dolandırıcılar Kralı Sülün Osman”…

İlk “önemli işini” Fatih'te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yapmış…

1950 ve 60'lı yıllarda Beyoğlu’nda sokakta yürüyen tramvayı, Galata Kulesi’ni, Eminönü Meydanı’ndaki saati, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara 'satarak' ya da 'kiraya vererek' efsane haline gelmiş…

Taksim Meydanı’nın girişine paspas koyup, gelenden geçenden para toplamayı bile akıl etmiş…

Kimilerine göre alanında bir “deha” olan bu zat,
20 Nisan 1962’de hapisteyken 'Alın teri ile yaşamak' konulu bir konferans vermiş…

Ve bakın ne demiş o konferansta…
"Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız ve dükkan kapalı. Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum filan. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. Diyorum ki, 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın. Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. O sırada benim ayakçım ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Havdan para kazanma imkanı kaybolacak diye telaşlanıyor adam. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, ben de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor ve polis tarafından ben aranıyorum. Sormuyorlar ki ona, be adam bin liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım”… 

Bir başka misal…

Sülün Osman, adamlarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayı’ndaki saatin önüne gider, gözüne saf ama cebinde para olan bir vatandaşı kestirir, onun göreceği bir yerde dururmuş...

Kendi adamları planlanmış bir şekilde gelirler ve Dolmabahçe Saatine bakarak saatlerini ayarlarlar, sonra da Osman’a  yönelir ve “saat ayarlama parasını” ödeyip, giderlermiş…

Bu karlı iş, kendini uyanık zanneden ve kısa yoldan zengin olmanın yolunu bulduğunu zanneden vatandaşın dikkatini çeker, kısa bir hoş-beşten sonra Sülün Osman Dolmabahçe Saatini bu vatandaşa satarmış. 
Aynı savunmayı, Boğaz Köprüsü, Dolmabahçe Saati, şehir içi vapurları gibi kamu mallarını satma ya da kiralama mevzularında da yapmış Sülün Osman…

Demiş ki…

“Benim bu malların sahibi olduğumu zannedenler, oldukça ucuz bir paraya benden bu malları almak istediler. Yani benim sıkıntıda olduğumu görüp, bu zaafımdan faydalanarak aslında beni dolandırmak istediler”…

Tamam, olayın özü elbette doğru değil ama “düz mantıkla” bakıldığı zaman pek de haksız sayılmaz…

Gelelim Sülün Osman’dan uzun uzun neden bahsettiğime…

Malumunuz, üç-beş zamandır kucağımızda nur topu gibi bir “Rusya krizimiz” var…

Öyle görünüyor ki, bu kriz en çok Antalya ve Alanya bölgesini etkileyecek…

Bir taraftan “yeni pazar arayışları” devam ederken, diğer taraftan turizmin çiçeği burnundaki Bakanı Mahir Ünal, “Bize müşteri mi yok, Ruslar gelmezse başkaları gelir” anlayışının yanlış olduğunu vurguluyor, haklı olarak…

Öteki taraftan, havayı biraz olsun yumuşatmak adına, memlekette konuyla ilgili herkesten “dostluk ve kardeşlik” mesajları yağıyor…

Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz cumartesi günü ALTSO Başkanı Mehmet Şahin’in ön ayak olduğu kahvaltıda gördük…

Bir benzerini ALTAV tarafından yarın akşam düzenlenecek olan kokteylde göreceğiz…

İki ülke arasında çok uzun yıllardan bu yana devam eden hem dostluk hem de ticari ilişkiler adına “aklın yolu bir” aslında ama, ne hikmetse Putin Paşa bunu bir türlü anlamak istemiyor…

Yazının bu noktasında, “iyi de birader, Sülün Osman’la Putin’in ne alakası var hala anlayamadık” dediğinizi duyar gibiyim…

Ben de tam bu mevzuya dalacaktım ama yerimiz bitti, yapacak bir şey yok…

“Sülün Osman ile Putin macerasına” yarın devam ederiz artık…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513