• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Son kale düşer mi?

Av.Mehmet Tığlı

Anadolu insanını sabırla bekliyor. Her geçen gün kaygıları arttırıyor. Endişe ve sabırla, ağırbaşlılıkla olanları izliyor. Bin yıl önce Asya’nın ortasından köprüleri yakarak dünyanın dört bir tarafına yurt tutmak için dağılan atalarımızın bir kısmı Rum diyarına gelen Bozkurt,  Sakarya’nın suyuna bakarak SÖĞÜTE dönüşmüştür. Geldiği yere ruhunu vermiş ve ANADOLU diye isimlendirmiştir. Bin yıl boyunca kaç devlet kurmuş, kaç diyarlara seferler düzenlemiştir.  Fakat Anadolu’yu kalbi bilmiş, ruhu bilmiştir. 1699 yılında 24 milyon kilometre kareye kadar genişlemiştir.  Osmanlı paylaşım savaşı olan 1. Dünya savaşından hemen önce 1913 te dahi 4.9 Milyon km2 sınırlara sahip olmuştur. Savaştan sonra kala kala yediyüz küsur kilometrekare saksı kadar bir toprak parçası kalmıştır, Anadolu…

Anadolu… Türkün elinde kalan son toprak parçası. Vatan. Son sığınağı. Köprüleri yakmış, bin yıl önce geldiği yere dönmesi de mümkün değil. Gidecek başka yeri de yok. Koskoca bir kıtadan kala kala Anadolu parçası kalmış. Yaşayacağı,soyunu yürüteceği SON KALE.

7 haziran seçimlerinden önce Van’lı bir arkadaş ile konuşuyoruz. Seçimlerden açıldı konu. Son 10 yıldır hep Ak Patiye oy verdiğini, bu seçimlerde HDP’ye vereceğini söyledi. (Verebilir, yasalara göre kurulmuş bir partidir)Eğer barajı geçemez ise büyük bir ayaklanma olacağını memleketin karışacağını söyledi. Karışır karışmaz bilmem ama, ayaklanma olursa kim soluğu nerede alır belli olmaz demiştim. Ermeni vatandaşlarını da böyle kandırmışlardı zamanında.  İsyan oldu.  Ne oldu? 1. Dünya savaşından sonra erkeksiz kalan Anadolu, karısıyla kızıyla, çocuğu ve ihtiyarıyla son kalesini vermemek için direndi. 

Anadolu insanı haksızlığa uğrayabilir, metanetini kaybetmez, haklarını elinden alırsınız, isyan etmez. Kızlarını eş olarak verebilir, ekmeğini paylaşır, sofrasını açabilir, kazancını paylaşır. Sadece sen zulüm görmedin bu topraklarda,  Anadolu’nun öz evlatları da zulüm gördü, hapislerde süründüler, işkencelerden geçtiler İslamcısından, ülkücüsüne, solcusuna kadar.  Bütün samimi aydınları geçti cezaevlerinden.   Osmanlıda ne İstanbul hükümeti bilmiştir Anadolu’nun, Anadolu insanın kıymetini, ne de Cumhuriyette Ankara hükümeti. Ama soyunu yürüteceği son kale ANADOLU’ya, devletine zeval gelmesin diye bu güne kadar isyan etmemiştir.  Yaptığınız bütün şımarıklıklara, hatalara, haksızlığa, araya giren kan davasına rağmen,  şehrinde çalışıp ekmeğinizi kazanmanıza ses çıkarmamıştır. Doğuda tırları, okulları, karakolları, askerleri, öğretmenleri yakmanıza rağmen kimse batıda dükkanlarınızı yakmayı aklından dahi geçirmemiştir. Sabırla, tevekkülle sineye çekmiştir. Vatan sağ olsun demiştir.

Türkün bu son kaleden başka gidecek yeri yok. Şu an güvenlik güçlerine, devletine güveniyor. Ta ki güvenlik güçlerinin yetersizliğini anlar ve son kalesinin de elinden kayıp gittiği endişesine kapılırsa, gözü görmez, kulağı duymaz, değil komşusunu, kardeşini, babasını dahi tanımaz. Devleti ve vatanı gitmesin diye, kardeşinin, babasının, evladının katlini meşru görmüş bir milletiz. Doğrudur demiyorum, lakin gerçek bu. Gerçeği görün ve Anadolu’ya dair hesaplar yapmayın. Dostluğu bozmayın!

Dostça ve Hoşça Kalın!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513