• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

Şahsımı yontulmamış odunluğa terfi ettirdim…

İbrahim İpbüker

Aklı her türlü “şeytanlığa eren” kaynanasına karşı yıllarca mücadele eden genç, ne yapıp edip kapmış kızı ve basmış nikahı…

Henüz yeni evliler, evleri de kaynananın oturduğu eve çok yakın…

Kocasını sabah işe uğurlayan taze gelinin canı balık istemiş bir gün…

“Kocacığım, akşam gelirken balık getir de beraber yiyelim” diye siparişini vermiş…

Evlendikten sonra her gün “akşamın olmasını dört gözle bekleyen” taze damat, iş çıkışı hale uğrayıp balığı almış ve evin yolunu tutmuş…

Evine tam yaklaşırken, kaynana yolunu kesmiş, “hayırdır damat, elindeki pakette ne var” diye sormuş…

“Balık” demiş damat, “kızın balık istedi”…

“Şeytan fikirli” kaynana “sana bir soru soracağım, bilirsen tamam ama bilemezsen balık benim” demiş…

Taze damat kabul etmiş çaresiz…

“Söyle bakalım damat, benim şeyim, başım altımda mı üstümde mi” diye sormuş kaynana…

Damat gülerek, “bunu bilmeyecek ne var, tabi ki üstünde” diye yanıt vermiş…

Taze damat daha lafını bitirmeden saniyeler içinde “amuda kalkmış” kaynana…

“Bak, kafam altımda bilemedin” demiş ve kapmış damadın elinden balığı…

O geceyi karısına karşı “ses etmeden” geçiştirmiş damat, “unuttum” filan diyerek…

Ertesi gün yine aynı senaryo…

Damadın elinde balık, karşısında kaynana, “başım altımda mı üstümde mi” diye sormuş…

Bu kez “tufaya düşmemek” için hemen atlamış damat, “tabi ki altında” diye…

Yerinden hiç kıpırdamayan kaynana, şeyini, kafasını göstererek, “bak üstümde duruyor bilemedin” diyerek kapmış yine balığı…

Taze damat eve hışımla gitmiş…

“Ne oldu kocacığım, balığı bugün demi unuttun” diye soran karısına imalı imalı bakarak şöyle demiş…

“Valla hanım, ananın şeyi, kafası yerinde sabit dursa balığı yiyeceğiz ama oynayıp duruyor mübarek”…

Bizim bu köşede başlattığımız pazar yazılarının akıbeti de tıpkı bu fıkradaki gibi oldu…

Son üç aydır gerek Alanya’nın gerekse ülkenin gündemi o kadar hızlı değişti ki, tıpkı taze damadın kaynanasının şeyi, kafası gibi bir türlü yerinde duramadı…

Olan da bizim pazar yazılarının ana mevzusu, bizim mahalledeki ilk gençlik aşkım Emine, fırıncı çırağı Parlak Yaşar ve şahsım arasında geçen maceralara oldu…

Memlekette yaşanan “hızlı gündem değişikliği” nedeniyle, uzun zamandan beri bu mevzuya dalış yapamadık yani…

Gel-git aklım beni yanıltmıyorsa, mahallede bana yüz vermeyen ama gönlümü kaptırdığım tek kız olan emine ile, fırıncı çırağı Parlak Yaşar’ı sabahın köründe arabanın içinde bastığımı anlatmış ve bu noktada kopmuştuk olaydan…

Madem memlekette seçimler oldu bitti, sular sakinleşip, “akacağı yeri buldu”, biz de “Onbirinci Köy ahalisi” olarak normale dönelim…

Ve kaldığımız terden tam gaz devam edelim…

Emine ile Parlak Yaşar’ı ekmek arabasının içinde el ele, göz göze, diz dize bastıktan sonra elime “önemli bir koz” geçmişti doğal olarak…

Bu kozu “şantaj aracı” olarak kullanıp kullanmama konusunda kendi kendimle epeyce mücadele ettim içi dünyamda…

Şimdiki gençlik bilmez…

Bizim zamanımızda “teybin kafasına dolaştığı” zaman içinden itina ile çıkartıp, kurşun kalemle döndüre döndüre sararak “tamir ettiğimiz” şeritli kasetler vardı…

Kulakları çınlasın, Ümit Besen abimizin “nikahına beni çağır sevgilim istersen şahidin olurum senin” şarkısının döndüğü kaseti günlerce “iç çekerek” dinliyordum o günlerde…

Bir taraftan da kendimle hesaplaşıyordum…

“Senin neyin eksik, neden seni değil de fırıncı çırağını tercih etti Emine” diye…

Şimdi yerimiz bitmek üzere, maceraya önümüzdeki haftalarda devam edeceğiz ama bu yazıyı yazarken geliverdi aklıma…

Emine taaa yıllar öncesinden şahsımın tam bir “odun” olacağını anlamış demek ki…

Dikkat ettiyseniz, “yontulmuş odun” demedim, sadece “odun” dedim…

Şahsımı “yontulmuş odun” diye tarif edince, sevgili dostum Avukat Mehmet Tığlı, “yanlış yapıyorsun abi, bu kadın milleti yontulmamış odun sever” diye kızıyor…

Koskoca avukat, vardır bir bildiği…

Bundan böyle “yontulmuş odun” olmaktan istifa edip, kendimi “odun”, bildiğiniz “yontulmamış odun” mertebesine terfi ettiriyorum…

Ne bileyim ben, belki işe yarar…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513