• BIST 108.504
  • Altın 144,715
  • Dolar 3,5003
  • Euro 4,1140
  • Antalya 30 °C
  • Ankara 24 °C

PUTİN’İ BAHANE EDİP DAVA AÇABİLİRSİNİZ

Av.Mehmet Tığlı

Ülkemizde 2016 yılı Turizm sektörü zor günler geçireceği herkesin malumu. Turizm gelirleri sadece konaklama gelirlerinden oluşmamakta, Turiste yapılan mal ve hizmet satışı da gelirler arasında yer almaktadır. Her şey dahil sisteminde nerede ise konaklama gelirleri, otel giderlerini karşılamamakta, otelci konaklama gelirlerini otel bünyesinde bulunan market, spa/hamam, butik, kuyum, deri dükkan kiraları ve yine bunun yanında otel dışındaki mal ve hizmet satan işletmelere gönderdiği müşteri başına işletmelerden aldığı primler ile takviye etmektedir.

Turizmle uğraşan otelcisi, kuyumcusu, dericisi, hamamcısı, butikçisi, acentacısı  vs tüm işletmelerin en büyük gider kalemleri kira ve işçi maliyetleridir.

Kira sözleşmesi mülk sahibi ile işletmeci arasında yapılır ve tarafların “ahde vefa/pacta sund servanda” ilkesince bu sözleşmeye uyması beklenir. Bu ilke tarafların canı istediğinde sözleşmeyi ihlal etmesine engeldir. Sözleşme yapılırken taraflar kendi gücünü,  ekonomik ve sosyal gidişatı, yapabileceği işi bilir ve karşı taraf ile buna göre pazarlık eder. Bilmesine rağmen altından kalkamayacağı bir işleme imza atan için dilimizde uygun bir deyim de vardır. “ yiyemeyeceğin çanağa kaşık sallama" mıydı  neydi?

Lakin bazen sözleşmenin imzalanmasından sonra şartlar bir taraf aleyhine öngörülemeyecek şekilde gelişebilir ve bu gelişme işlem temelini çökertebilir.  Bu gelişmeler savaş, terör olayları, döviz kuru dalgalanmaları, para değerinin aşırı ölçüde düşmesi, ambargo vs sebeplerden kaynaklanabilir. Bunlar tarafların kendi kusuru değildir. Hukukumuzda “beklenmeyen hal kuralı/Clausula Rebüs Sic Stantibus” diye isimlendirilen prensip ile “ahde vefa” kuralı yumuşatılmaya çalışılmıştır. Tarafların iradelerini etkileyip sözleşme yapmalarına neden olan koşullar  daha sonra önemli ölçüde, çarpıcı, adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse yanlar  artık o sözleşme ile  bağlı tutulamazlar. Şartların aleyhine geliştiği taraf sözleşme üzerinde hakimin müdahalesini isteyebilir.

Artan güvenlik riski nedeni ile Avrupa pazarındaki düşüş,  Rusya’daki ekonomik kriz ve Türkiye ile Rusya arasındaki uçak düşürmeden kaynaklanan ambargo nedeni ile Rus pazarının sıfıra yakın azalması “beklenmeyen hal/ClausulaRebüsSicStantibus” olarak değerlendirilebilir . Bu krizler öngörülebilir krizler değildir.

Önceden yapılan uzun süreli kira sözleşmeleri  hakkında  gerek Oteli kiracı olarak işleten işletmeler, gerekse otel içindeki hamam, butik, deri, kuyum, market işletmecileri ve yine gelirinin büyük bölümünü turizmden sağlayan otel dışı kiracı işletmeler kira bedellerini katlanabilir düzeye indirilmesi için mahkeme yolu ile dava açabilir ve hakimden kira bedellerinin uyarlanmasını isteyebilir. Bu konuda verilmiş yüzlerce Yargıtay kararı bulunmaktadır. Örnek olarak : "Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt-üst olması,borcun ifasını güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi " gündeme gelir.Bu gibi hallerde “beklenmeyen hal/clausularebussicstantibus kuramı” çerçevesinde,  kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilir."

Benim tavsiyem ise mülk sahipleri ile karşılıklı oturup kira bedelinde indirim isteyerek  anlaşma yoluna gitmeleri, bu mümkün olmadığı takdirde mahkeme yolu ile haklarını aramalarıdır. Mülk sahiplerinin de kiracılarına gerekli anlayışı gösterip el birliği ile bu krizi atlatmalarına yardımcı olmaları gerekir.

Hoşça ve dostça kalın…

PUTİN’İ BAHANE EDİP DAVA AÇABİLİRSİNİZ

Ülkemizde 2016 yılı Turizm sektörü zor günler geçireceği herkesin malumu. Turizm gelirleri sadece konaklama gelirlerinden oluşmamakta, Turiste yapılan mal ve hizmet satışı da gelirler arasında yer almaktadır. Her şey dahil sisteminde nerede ise konaklama gelirleri, otel giderlerini karşılamamakta, otelci konaklama gelirlerini otel bünyesinde bulunan market, spa/hamam, butik, kuyum, deri dükkan kiraları ve yine bunun yanında otel dışındaki mal ve hizmet satan işletmelere gönderdiği müşteri başına işletmelerden aldığı primler ile takviye etmektedir.

Turizmle uğraşan otelcisi, kuyumcusu, dericisi, hamamcısı, butikçisi, acentacısı  vs tüm işletmelerin en büyük gider kalemleri kira ve işçi maliyetleridir.

Kira sözleşmesi mülk sahibi ile işletmeci arasında yapılır ve tarafların “ahde vefa/pacta sund servanda” ilkesince bu sözleşmeye uyması beklenir. Bu ilke tarafların canı istediğinde sözleşmeyi ihlal etmesine engeldir. Sözleşme yapılırken taraflar kendi gücünü,  ekonomik ve sosyal gidişatı, yapabileceği işi bilir ve karşı taraf ile buna göre pazarlık eder. Bilmesine rağmen altından kalkamayacağı bir işleme imza atan için dilimizde uygun bir deyim de vardır. “ yiyemeyeceğin çanağa kaşık sallama" mıydı  neydi?

Lakin bazen sözleşmenin imzalanmasından sonra şartlar bir taraf aleyhine öngörülemeyecek şekilde gelişebilir ve bu gelişme işlem temelini çökertebilir.  Bu gelişmeler savaş, terör olayları, döviz kuru dalgalanmaları, para değerinin aşırı ölçüde düşmesi, ambargo vs sebeplerden kaynaklanabilir. Bunlar tarafların kendi kusuru değildir. Hukukumuzda “beklenmeyen hal kuralı/Clausula Rebüs Sic Stantibus” diye isimlendirilen prensip ile “ahde vefa” kuralı yumuşatılmaya çalışılmıştır. Tarafların iradelerini etkileyip sözleşme yapmalarına neden olan koşullar  daha sonra önemli ölçüde, çarpıcı, adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse yanlar  artık o sözleşme ile  bağlı tutulamazlar. Şartların aleyhine geliştiği taraf sözleşme üzerinde hakimin müdahalesini isteyebilir.

Artan güvenlik riski nedeni ile Avrupa pazarındaki düşüş,  Rusya’daki ekonomik kriz ve Türkiye ile Rusya arasındaki uçak düşürmeden kaynaklanan ambargo nedeni ile Rus pazarının sıfıra yakın azalması “beklenmeyen hal/ClausulaRebüsSicStantibus” olarak değerlendirilebilir . Bu krizler öngörülebilir krizler değildir.

Önceden yapılan uzun süreli kira sözleşmeleri  hakkında  gerek Oteli kiracı olarak işleten işletmeler, gerekse otel içindeki hamam, butik, deri, kuyum, market işletmecileri ve yine gelirinin büyük bölümünü turizmden sağlayan otel dışı kiracı işletmeler kira bedellerini katlanabilir düzeye indirilmesi için mahkeme yolu ile dava açabilir ve hakimden kira bedellerinin uyarlanmasını isteyebilir. Bu konuda verilmiş yüzlerce Yargıtay kararı bulunmaktadır. Örnek olarak : "Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt-üst olması,borcun ifasını güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi " gündeme gelir.Bu gibi hallerde “beklenmeyen hal/clausularebussicstantibus kuramı” çerçevesinde,  kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilir."

Benim tavsiyem ise mülk sahipleri ile karşılıklı oturup kira bedelinde indirim isteyerek  anlaşma yoluna gitmeleri, bu mümkün olmadığı takdirde mahkeme yolu ile haklarını aramalarıdır. Mülk sahiplerinin de kiracılarına gerekli anlayışı gösterip el birliği ile bu krizi atlatmalarına yardımcı olmaları gerekir.

Hoşça ve dostça kalın…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513