• BIST 95.852
  • Altın 190,676
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Antalya 25 °C
  • Ankara 22 °C

Mustafa Tuna, “Küçük dağları ben yarattım” havasında değil…

İbrahim İpbüker

Açık yüreklikle söylemek gerekirse, “ben merkezli” insanlardan oldum olası hiç hoşlanmamışımdır…

Her şeyi “ben bilirim”…

Her şeyi “ben yaparım”…

Her sözü “ben söylerim”…

Başkalarının görüş ve düşüncelerine pek fazla “önem vermeyen”, çevresindeki insanları sürekli “yok sayan” bu tip insanlar, ne kadar “çok” konuşurlarsa, o kadar da “boş” konuşurlar…

Bunlar, ya “hasbel kader” sahip oldukları makama ait “koltuktan” güç alırlar...

Ya da ne bileyim, sahibi oldukları “çok paranın” o sihirli büyüsüne yaslanırlar…

En çok “gıcık olduğum” tipler de bunlarıdır zaten…

“Parasının gücüyle, çok ve boş konuşan” insanlar yani…

Kendisini dinleyenlerin, her söylediği sözü “Noter Veysel Abi” misali, başlarını “emme basma tulumba” gibi durmadan sallamaları, çok hoşlarına gider bunların…

Dinleyenlerin, kafalarını yukarıdan aşağıya doğru her sallamaları, söylenen söze “onay vermeleri” anlamına gelmez oysa…

İçlerinden çok şeyler geçirirler ama “paranın o sihirli büyüsü” nedeniyle dillendiremezler…

Herkesin kafasında benimki gibi “üç beş tahta eksik” değil çünkü…

“Parasıyla konuşan insanları sevmem de, dinlemem de” diyerek, masadan kalkıp gidecek…

Bakın şöyle etrafınıza, sizinde gözünüze çarpan “ben merkezli” insanlar mutlaka vardır…

Makamına, mevkisine, parasına, puluna bakmayın, hesap-kitap yapmayın…

Sadece “uzak durun” bu tip insanlardan…

“Yalnızlaştırın” gitsin…

Bu toplumun, bu kentin, senin, benim, hepimizin ihtiyacı olan “yönetici” ya da ne bileyim, “siyasetçi” karakterleri böyle olmamalı…

Her şeyden önce, “ekip ruhuna inanmış” olmalı…

“Küçük dağları ben yarattım” edasıyla, ekibindeki, yakınındaki, çevresindeki insanları “hor görmemeli, küçümsememeli”…

Yeri ve zamanında “mütevazi” olmayı becerebilmeli…

Dinlemeli…

Dinlediğini anlamalı…

“Ben” yerine her zaman “biz” demeli…

Tıpkı,”Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Mustafa Tuna” gibi…

Anlatayım…

Mustafa Tuna ve ekibindeki bazı isimlerle, dün sabah kahvaltısında bir araya geldik…

Mustafa Tuna, Alanya’nın “çok yakından” tanıdığı bir isim…

Bana göre Alanya’da tanıdığım gerçekten “çok kaliteli” ender insanlardan birisi olan, “Kerim Aydoğan” başkanlığındaki ALTSO döneminde Meclis Başkanlığı görevini üstlenmiş olan Mustafa Tuna, Alanya’nın “sevip, saydığı” bir isim…

Alanya Belediye Meclisi Üyesi olan Mustafa Tuna, aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisi’nin meclisteki grup sözcü…

Hem siyaset, hem ticaret anlamında “çok yönlü” ve “çok başarılı” bir isim yani…

Bir önceki seçimleri neredeyse “kıl payı kaybeden” Mustafa Tuna, bu seçimlere oldukça “iddialı” hazırlanıyor…

“Hazırlanıyor” dediğime bakmayın siz…

“Hazırlanıyorlar” demek daha doğru olur…

Dün, bizzat şahit oldum…

Mustafa Tuna, öyle bir “ekip ruhu” oluşturmuş ki, yola çıktığı insanlarla birlikte…

“İşte olay bu” dememek mümkün değil…

Alanya’nın hemen hemen her köşe başında “mantar gibi” üremeye başlayan ve “küçük” esnafı, “büyük” sıkıntıya sokan zincir marketler sorunundan laf açıldı, misal…

Kahvaltı masasında, Mustafa Tuna’nın ekibinden olan herkes, ayrı ayrı fikrini söyledi…

Zincir marketler sorunuyla ilgili yapılması gerekenler, “çözüm önerileri” bir bir sıralandı…

Hepsi de, “makul, mantıklı, uygulanabilir” ve şimdiye kadar söylenmemiş, söylediyse de “hayata geçirilmemiş” çözüm önerileri…

Pek çok konuda, pek çok şey konuşuldu kahvaltı masasında…

Özellikle dikkat ettim…

Hiç birisi “havada kalan” ya da “laf olsun, torba dolsun” diye söylenen, verilen sözler değildi…

Uzun lafın kısası, “Mustafa Tuna ve ekibinin ayakları yere sağlam basıyor”…

Hanımlar, beyler bakın…

Bunlar Alanya için, Alanya’nın ticari yaşamı, geleceği için çok ama çok önemli şeyler…

Mustafa Tuna’yı, “ekibiyle birlikte” sorunları çözme noktasında çok “üretken ve kararlı” gördüm…

Bu seçimler için yaptığı hazırlıkları, çalışmaları, projeleri çok “profesyonel” buldum…

Hepsinden önemlisi, “ben merkezli” olmadan, “ekip ruhuna” verdiği değerin, çok fazla olduğuna tanık oldum…

Son söz olarak şunları yumurtlayıp, noktayı koyalım…

Ne Mustafa Tuna ne de ekibindeki hiç kimse “babamın oğlu” değil…

Bacanak, yandan bacanak, hala, teyze ya da emmi oğlu hiç değil…

Ne gördüysem, neye tanık olduysam, onları aktardım…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513