• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

MAVİ SORU İŞARETLERİ

Gülay Şahin

İnsanlığın varoluşundan bu yana en boş, en sığ, en çiğ soruların sorulduğu çağ hangisi diye bir araştırma yapılsa içinde bulunduğumuz çağ açık ara birinciliği alırdı sanırım.  Herkesin kafasında deli sorular!  Aslında cevabı soranı da cevaplayanı da çok ilgilendirmeyen, konuşulduktan 3 dakika sonra toz bulutuna dönüşen sorulardan bahsediyorum. Şu sonunda soru işareti yerine huni filan koyabileceğimiz sorular.  Neden o kıyafetin altına o ayakkabıyı giydin?  Kaç like aldın?  Nereye gitmişler? Ne zaman gitmişler?  İndirim başlamış mı? Gibi uçan balon yapsak yer kaplamayacak sorular cenneti oldu yaşadığımız gökyüzünün altı.

Gerçekten cevapları bizi büyüleyecek, bize yeni yollar, yeni pencereler açacak, bugüne kadar fark edemediğimiz renkleri gösterecek sorular sormayı unuttuk sanırım.  Sorularımız içimize siyah lekeler bırakan birer baloncuk olunca, cevaplarımız da zihnimizi aydınlatan birer meşale olamıyor haliyle.

Okuduğumuz o eski kitaplardaki kahramanların sorduğu sorular sayesinde yeni kahramanlar ve yeni dünyalar keşfetmemiş miydik oysa? O soruların her biri hayal gücümüze vitamin olmamış mıydı? Zihinlere düşünce insanın içinde kıvılcımlar çıkaran sorular sayesinde yaşamıyor muyuz bunca teknoloji içinde. Bence o eski kitaplardaki insanlar bugünde yaşasa, bize neden mavi bir gökyüzünün altında yaşadığımızı hatırlatacak mavilikte sorular sorarlardı yine. Biz de bu sorulara mecburen mavi denizlerde yıkadığımız, güneşte parlayan cevaplar hazırlardık. Nasıl bir çağda yaşadığımızın en büyük tanığı o çağda sorulan sorular denilmişti çünkü bize. Yıllar sonra birileri bugün birbirimize sorduğumuz sorulara bakıp, nasıl bir hayat yaşadığımız hakkında fikir yürütecekler.

Bir düşünelim, şu an aynı masalarda o kitaplardaki kahramanlarla oturuyor olsak ne sorabilirlerdi acaba?  Mesela;

Yaşadığımız şu göğün altında kaç çiçeğin, kaç kelebeğin, kaç dikenli bitkinin adını biliyorsunuz?

Karşındakinin gönlünü, fikrini aydınlatabilecek kaç kelime, kaç cümle, kaç hikâye biliyorsunuz?

Kaç çocuğun minik kalbinde parlak bir elma şekeri olabiliyorsunuz?  

Sizi sevmeyen, sizin sevmediğiniz, belki nefret ettiğiniz kaç kişiyle mavi ırmaklarda durulanmış kalpler arayabiliyorsunuz?

Hangi dostunuzun kucağına en dikenli kelimelerinizi bıraktığınızda bile kaybetmeyeceğinize eminsiniz?

Bereket getiren bir yağmur olsaydınız mesela hangi topraklara yağardınız. İlk hangi yoksul ülkenin yüreğine düşmek isterdiniz? …  Gibi şeyler mi sorarlardı?

Evet bence o eski kitaplardaki insanlar bugün de olsa böyle mavi soru işaretleri olan sorular sorarlardı. Hatta şu an bizim uçuşan paslı sorulardan çizilmiş zihnimize uğrayamayan ne parlak sorular sorarlardı kim bilir? 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513