• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

Kolay elde edilen kolay kaybedilir…

İbrahim İpbüker

Bilgisayar neyse de bu “cep telefonlarına” resmen “gıcık” olmaya başladım son zamanlarda…

Her şey avucunuzun içinde…

“Vıcık vıcık” hem de…

İnsanlar arasındaki iletişim o kadar kolay hatta “basitleşti” ki, olayın ne “mahremiyeti” kaldı ne de “kıymeti”…

Avucunuzun içinde bir alet, isteyen herkes size bir şekilde ulaşabiliyor…

Nerde olduğunuzu, kaç kilometre uzakta bulunduğunuzu biliyor...

Hadi biliyor neyse de, “ağzı da çok gevşek”, hemen söyleyiveriyor…

“Filanca yakınınızda” diye uyararak anında “ispiyon ediyor” yani…

Bilemiyorum, belki bu durum sadece şahsıma özel…

İçinde “emek” olmayan hiçbir şeyden keyif almıyorum çünkü…

Eskiden böyle miydi…

Bırakın “cep telefonunu”, şimdilerde kimsenin dönüp yüzüne bile bakmadığı “sabit hatlı” telefonların bile “ender ulaşılabildiği” dönemlerden bahsediyorum…

Öyle her evde “sabit telefon” olmadığı için, cebimizde “jetonlarla” dolaştığımız günlerden…

Gerçekten her konu, her olay, her iletişim, her buluşma “emek isterdi” o günlerde…

Misal, gönlünüzü tesadüfen gördüğünüz bir kıza kaptırdınız diyelim…

Eyvah eyvah…

Yandınız, bittiniz demektir bu…

Kız, çaktırmadan “takip edilecek”…

Hangi eve girdiği öğrenilecek…

“Acaba o ev kendi yaşadığı ev mi yoksa hısım akrabasının evi de misafirliğe mi gitti” kaygısıyla evin önünde saatlerce nöbet tutulacak…

O mahallenin “namus bekçisi” olan delikanlılarını “şüphelendirmemek” adına, “kırk tane takla atılacak”…

Kız evden akşamın geç saatlerine kadar çıkmazsa, “ertesi gün nasıl tekrar sokakta yakalayabilirim” planları yapılarak eve dönülecek…

Kendi mahallendeki “en yakın sırdaşın” olan arkadaşınla sabahlara kadar  dertleşip, çıkar yol aranacak…

Ertesi gün sabah erkenden yine kızın mahallesine gidilip, “nöbet tutulacak”…

Offff, yazarken yoruldum vallahi…

Görüyor musunuz emeği…

Haaa, şunu da söyleyeyim…

Bu daha başlangıç, hatta “başlangıç” bile değil, “devede kulak”…

Kız, yine “çaktırmadan” günlerce takip edilecek…

Fark edilmeniz “mümkün olmadığı” için, mahallenin delikanlılarından temiz bir “dayak” yenilecek…

Kız, kendi yüzünden dayak yediğinizi “şans eseri” duyarsa, “size acıyıp”, merak edecek…

Günler günleri bu şekilde kovalarken, bir punduma denk getirip kıza iki kelam edebilir de “kabul görürseniz” ne ala…

Aksi takdirde verdiğiniz emekler boşa gidecek ve yediğiniz dayak da yanınıza kar kalacak…

Hiç abartmadan, “özetlemeye” çalıştım…

Aynen böyleydi eskiden…

Şimdi diyeceksiniz ki, “iyi de bu ilkelliği özlemenin ne alemi var durduk yerde”…

Hayır, gerçekten öyle değil…

En azından şahsım açısından öyle değil…

Şunun için…

İçinde gerçekten “emek olmadan” kolay elde edilen şeyler, aynı şekilde “kolay harcanıyor”…

Arkadaşlıklar, dostluklar, aşklar, sevdalar…

Bir çırpıda “silinip”, bir anda “yok sayılıyor”…

İşte buna üzülüyor, bunu kabul edemiyorum…

Son zamanlarda Alanya’nın özellikle “siyasi” ve “ticari” arenalarında, koltuğu, makamı, parayı, pulu, “kolay elde etmek” isteyenlerin olduğunu görüyor ve biliyorum…

Bunun için “kendilerine göre” yaptıkları planları hayata geçirmek ve hedefe “kolay ulaşmak” adına “düğmeye basanların” olduğunu da biliyorum…

 “Armut piş, ağzıma düş” misali, fazlaca “emek harcamadan”…

Hak etmediği şekilde, “kolay yoldan”…

Hatta başkalarının hakkını “gasp” ederek…

Kanunları, kuralları hiçe sayarak…

Belki yaparlar, başarırlar, bilemiyorum…

Ama “kolay” elde ettiklerini de “kolay” kaybederler…

Bu kadar basit, açık ve net…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513