• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 5 °C

Koca koca adamlara hiç yakıştıramıyorum…

İbrahim İpbüker

Yaşını başını almış, diğer bir tabirle “ununu eleyip, eleğini duvara asmış” kıvamdaki bir kadın, evindeki koltuğunda oturmuş geçmiş hayatıyla ilgili “gerçekleştiremediği hayallerini” düşünmektedir…

O dönemlerde Alaaddin’in sihirli lambasında hayatını idame ettiren cin yıllık izinde olduğu için,  yaşlı kadının penceresinden içeriye aynı görevi yapan ve o gün nöbete kalan güzel bir peri girer…

Şaşkınlıkla kendisine bakan yaşlı kadına, “benden üç dilek dileyebilirsin, hepsi aynı anda yerine gelecek” der…

Şaşkınlığı bir kat daha artan yaşlı kadın, eski, kırık-dökük sandalyede oturmaktan iki büklüm olan belini doğrultmaya çalışarak, “peki” der “zengin olmak istiyorum”…

Nöbetçi perinin küçük bir el hareketiyle yaşlı kadının oturduğu kırık-dökük sandalye de dahil olmak üzere eski eşyaların çoğu altına dönüşür…

Yaşlı kadın bakar ki perinin dediği doğru, hemen ikinci isteğini söyler…

“Şimdi de genç ve güzel bir prenses olmak istiyorum”…

Nöbetçi peri yine küçük bir el hareketi yapar ve yaşlı kadın, gençliğinde olduğundan çok daha güzel bir hatun olur, başında da prenseslerin taktığı son derece gösterişli bir taç peydahlanır…

Santimi santimine 90-60-90 ölçülerinde, “ay yüzlü” denilen kıvamda ve sütun gibi bacakları olan genç bir hatuna dönüştüğünü görerek, heyecandan kalp sektesine uğramak üzere olan kadına üçüncü ve son isteğini sorar nöbetçi peri…

Tam o esnada kadının ayaklarının dibinde “miskin-miskin” yatmakta olan yaşlı köpek, gayri ihtiyari olarak zayıf bir şekilde “hav” sesi çıkarır…

Prenses olan yaşlı kadın, uzun yıllar kendisine “hayat arkadaşlığı” yapmış olan köpeğine şöyle bir bakar ve “peki köpeğimi çok yakışıklı bir prense çevirebilir misin” diye sorar…

Nöbetçi peri, “emrin olur prensesim” der ve yaşlı köpeği tek bir el hareketiyle, şahsımdan bile çok daha yakışıklı, oldukça karizmatik, “yer yer aklaşmış top sakalı” olan bir prens yapar…

“Sonradan olma” genç prenses, “içinin yağları eriyerek” karşında duran yakışıklı prense bakar ve elini uzatarak yanına davet eder…

Yine “sonradan olma” yakışıklı prens, prensesin yanına gider, kulağına doğru eğilir ve aynen şunları fısıldar…

“Eminim ki yıllar önce beni hadım edip, kısırlaştırdığın için şu anda deliler gibi pişmansın”…

“Gel-git aklım” beni yanıltmıyorsa, yine bu köşeden daha önce de anlattığım bu hikaye, Alanya’nın son zamanlardaki “halet-i ruhiyesini”  görünce yine aklıma düştü ve” bir kere daha anlatayım” dedim…

“Alanya’nın halet-i ruhiyesi” dediğim şu…

Bir tarafta Alanya Belediyesi…

Diğer tarafta Antalya Büyükşehir Belediyesi…

Her fırsatta birbirlerine “laf sokmaktan” geri kalmıyorlar…

Maşallah, her iki taraf ta “kendine göre” sonuna kadar haklı…

Her iki taraf ta diyor ki, “bizim tek derdimiz Alanya”…

“Siyasi kaygımız, hesabımız yok, yaptığımız açıklamalarla bu anlamda kamuoyunu etkileme gibi bir derdimiz yok” demeye getiriyorlar yani…

Hiç kimse kusura bakmasın ama, bana göre “yalan”…

“Kocaman bir yalan” hem de…

Şöyle izah edeyim…

Bir tarafta Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel…

Şahsıma göre “pek çok anlamda” başarılı olan, özellikle “kırsal kesimdeki” vatandaşların “gönlünü fetheden” bir isim…

Adem Murat Yücel’in gelecekle ilgili en önemli hesabı, “en azından bir dönem daha seçilmek”…

Diğer tarafta Antalya Büyükşehir Belediyesi…

Adem Murat Yücel, her ne kadar “ben seçilmiş başkanım, o kim oluyor” diye düşünüp “muhatap almak” istemese de, Büyükşehir’in Antalya’daki “paşası” olan Hüseyin Güney…

Şahsıma göre, gerek AK Parti İlçe Başkanı olarak, gerekse Koordinatör olarak bu memlekete hizmet etmiş ve etmeye devam eden, kendine göre “alıcısı” olan değerli bir isim…

Dolayısıyla Hüseyin Güney’in de Alanya Belediye Başkanı seçilmek için, “en azından bir dönem daha şansını denemek” gibi bir hedefi var…

Koordinatörlük görevini, “belediye hizmetleri konusunda staj yapacağım” düşüncesiyle kabul etti zaten…

Şimdi soruyorum size…

Böyle “hedefleri” olan iki ismin, gelecek adına “siyasi kaygılarının” olmaması mümkün mü…

Bana göre değil…

Yani…

Yanisi şu…

“Altta kalan ben olmayayım” mantığı ile “karşılıklı” yapılan bu açıklamalar, karşılıklı yapılan bu “suçlamalar” Alanya halkını gerçekten “bıktırdı” artık…

Hele hele turizmcisinden iş adamına, simitçisinden gazozcusuna kadar herkesin, her kesimin “sıkıntılı” olduğu, bir başka deyişle “burnundan soluduğu” şu dönemde yapılan “suçlayıcı” açıklamalar hiç hoş olmuyor, şık durmuyor, dahası “can sıkıyor”…

Kendi sorumluluk alanlarınızda, “Alanya’yı yöneten” koca koca adamlarsınız, medeni insanlarsınız…

Eğer gerçekten “siyasi kaygınız yoksa” gerçekten tek derdiniz “Alanya’ya hizmet etmekse”, “iki medeni insan” olarak oturur, konuşur ve “ortak bir noktada” mutlaka buluşursunuz…

Bu kadar açık, bu kadar net ve bu kadar da “basit”…

Yoksa öyle bir gün gelir ki, “yaşlı kadının emektar köpeğine yaptığından duyduğu pişmanlıktan” daha fazlasını duyarsınız…

Benden söylemesi…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513