• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Antalya 29 °C
  • Ankara 18 °C

Kendini Malkoçoğlu zanneden müdür…

İbrahim İpbüker

Özellikle ortaokul yıllarımda her ne kadar bayan öğretmenlerine “zırt pırt aşık olmayı” alışkanlık haline getirmiş “fırlama” bir delikanlı olsam da, genel de “başarılı” bir öğrenciydim doğrusu…

Matematik dersinin ilk sınavında, soru cevap kağıdının, “cevap” kısmına çizdiğim kocaman bir kalp şeklinin ortasına “İ ve H” harflerini yazıp, kalbin tam ortasına ok saplayarak, yazılı sınav kağıdını aşk mektubu haline dönüştürmemi saymazsak fazlaca bir vukuatım olmadı…

Yaşıyorsa kulakları çınlasın, öldüyse Allah rahmet eylesin, sevgili matematik hocam Hale hanım bu vukuattan sonra iki kulağımı birden çekip,

Gülerek, “ben evliyim çocuk başka kapıya” demişti hiç unutmam…

Hale Hoca evli çıkınca bir arada İngilizce hocamız Serap Hanım’a takmıştım kafayı ama o mevzudan da sonuç alamamıştım…

Baktım bu iş hocalarla olmayacak, bizim sınıfta da Allah rızası için bir tane bile kız öğrenci yok, diğer sınıflardaki kızlara sardım artık…

O dönemlerde bu tür “vukuatlar” öğrencilere yakışıyordu doğrusu…

Ya da biz kendi kendimize yakıştırıyorduk…

Kim ne derse desin, vukuat işlemek, daha kibar deyimle “yaramazlık” yapmak öğrenci olmanın ruhunda var diye düşünürüm hep…

Bu nedenle “dozunu kaçırmamak” şartıyla, öğrenci vukuatlarına karşı hep hoşgörülü yaklaştım, kendi çocuklarım da dahil…

Bu “vukuat” mevzusuna durduk yerde dalmadım…

Malumunuz, yeni eğitim öğretim yılı geçtiğimiz pazartesi günü başladı…

Başlar başlamaz da Alanya ile ilgili bazı şikayetler arka arkaya gelmeye başladı…

Söylemesi ayıp, bu konularda “kulağım biraz deliktir”…

Sağda solda olup biteni anında duyarım, haberci kuşlarım bir şekilde pencereme konup, kulağıma fısıldar…

Alanya’daki “mesleki” bir okulla ilgili gerçekten inanılmaz derecede şikayetler geldi, gelmeye de devam ediyor…

Yazıya kafadan “öğrenci vukuatları” diye daldım ya, yanlış anlamayın sakın…

Gelen şikayetlerin öğrenci vukuatları ile zerre kadar alakası yok…

Öyle olsa mevzuyu bu köşeye taşımam zaten, güler geçerim…

Olay tamamen farklı…

Şikayetlerin esas oğlanı, o “mesleki” okulun müdürü…

Evet evet, yanlış okumadınız, okul müdürü…

Hiç üşenmeden araştırıp, soruşturdum şikayetlerde haklılık payı var, hem de çok var…

Bu okul müdürü mübarek, aynı okulda görev yaptığı öğretmenlerle “barışık” değil misal…

“Küçük dağları ben yarattım” havalarında mübarek…

Benim bildiğim bir yönetici, yönettiği kurumda işleri “zorlaştırmaz” tam aksine “kolaylaştırır”…

Ama bu mübarek öyle yapmıyor…

Yanına “kendi anlayışında” olan bir iki tane de müdür yardımcısı almış, öğretmenlerine “eziyet” etmek adına elinden ne geliyorsa yapıyor…

Okullar daha üç-beş gün önce açıldı ama bu kısacık süre içerisinde adeta “illallah” diyen öğretmenlerden pek çoğu ya emekli olmaya karar verdi, ya da tayin istemeye…

Kendine göre okuldaki havası bin 500 olan müdür beyin umurunda bile değil…

Kime ya da kimlere güveniyorsa, “bana bir şey yapamazlar” umursamazlığı içinde oturduğu koltuğa, yaptığı göreve adeta “ihanet” ediyor…

“Müdür müdür, daha dün bir bugün iki, ne oldun yani, Malkoçoğlu mu oldun?” diye sorarlar adama…

Biliyorum, hepiniz merak ettiniz “astığım astık, kestiğim kestik” anlayışı ile okul yöneten bu müdürün kim olduğunu…

Adı, “şimdilik” bende saklı…

Bu yazıyı bir “avans” olarak kabul ediyorum ve şimdilik ifşa etmiyorum…

Bu yaptığım aynı zamanda bir “iyi niyet” göstergesidir…

Benim derdim, o şahsın o okulda müdürlük yapması değil yani…

Bu görevi hak etmiş ki, o koltuğa oturmuş, beni ilgilendiren taraf bu değil…

Yeter ki, öğretmenlerine “çile çektirmesin”…

İşleri hep “yokuşa” sürmesin…

Yapacaksa “adam gibi” müdürlüğünü yapsın…

Yapmayacaksa da kendi bilir…

Mesaj doğru alınmıştır umarım…

**

Şevki Türktaş’la ilgili Oscarlık senaryo…

Alanya gerçekten “çok ilginç” bir yer…

“Gülsem mi ağlasam mı” ikileminde bırakan çok şey oluyor bu memlekette…

Şakayla karışık, “oscarlık senaryolar yazılıyor” birkaç dakika içinde…

Bunlardan birisini dün sevgili patronumuz Fazıl Tunç’tan duydum…

Senaryoya konu olan baş kahraman Şevki Türktaş…

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde yayladaki evine giderken aracıyla 30 metrelik uçuruma yuvarlanmış, kazadan “burnu bile kanamadan” kurtulmuştu Şevki Başkan…

Şahsen “şaka” olarak kabul ettiğim senaryo ise aynen şöyle…

Şevki Başkan “reklam yapmak” adına önce aracını uçurumdan aşağı yuvarlamış…

Sonra da bekline bağladığı iple aşağı inip, aracın içine oturmuş ve olaya “kaza yaptım” süsü vermiş…

Yoksa böyle bir kazadan burnu bile kanamadan çıkması mümkün değilmiş…

Bu senaryoyu yazanların en önemli dayanakları da şu…

“Arabasını zaten değiştirecekti”…

Ben çok güldüm…

Sizde gülün…

Bu arada tekrar çok geçmiş olsun Şevki Başkan…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513