• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Antalya 29 °C
  • Ankara 18 °C

İŞTE BU KADINLARI ÜZMEMEK LAZIM...

İbrahim İpbüker

Yazıya kafadan, erkek milletine hitaben “hayatınızdaki kadının Afrodit gibi olmasını ister miydiniz?” diye sorarak girsem, yüzde doksan dokuzu “elbette isterim” diye balıklama atlar eminim…

Ve, “kim istemez ki?” diye de sorar…

Ben istemem şahsen…

Yeri ve zamanı ne olursa olsun, bazıları tarafından kamuoyuna sürekli olarak “mükemmel, harika ötesi güzel, çok çalışkan, fevkalade iyi niyetli, müthiş bir hizmet aşkı var” gibi pohpohlamalarla “kakalanmaya çalışılan” kişilerin, bir de “görünmeyen ve bilinmeyen” yüzlerinin olduğunu çok iyi bilirim çünkü…

İşte, bunlardan birisi de adına “Afrodit” ya da “Venüs” denilen, aşk ve güzellik tanrıçası olarak bilinen “zillidir”…

Evet evet, yanlış okumadınız, “zilli” dedim, bildiğiniz “zilli” işte…

Durduk yerde “günahını falan almıyorum” kadıncağızın, anlatınca siz de hak vereceksiniz…

Bu “Afrodit” denen “güzellik ve aşk tanrıçası” hatunu, hepimiz “sarı saçlı, beyaz tenli, kiraz dudaklı, elma yanaklı, uzun bacaklı, dolgun memeli, yuvarlak kalçalı, vücudunda bir gram dahi fazla yağı olmayan, güzeller güzeli bir kadın” olarak tasvir ederiz…

Buraya kadar tamam, hatunun güzelliğine hiçbir itirazım yok…

Güzel olmasına “çok güzel” ama, “selvi gibi boyu var, türlü türlü huyu var” misali, özellikle Türk erkeklerinin hiçbir şekilde kabul edemeyeceği bazı huyları var hatunun…

“Şıp sevdi” mesela ki, halk arasında buna “ayran gönüllü” de denir, ayrıca çok da “salak” bir tip…

İftira atmıyorum, açın Yunan Mitolojisi tarihini okuyun…

Nasıl “iflah olmaz çapkın bir hatun” ve “salak bir tip”  olduğunu göreceksiniz…

Hayır, “bekar olsa neyse” diyeceğim ama, Hephaistos denilen adamla “hem dini, hem de resmi nikahla evliyken çapkınlık yapıyormuş” hatun…

Misal, evliliğinin ilk dönemlerinde, çileli bir ananın oğlu olan “Adonis” adlı herife gönlünü kaptırmış…

Ama serde “salaklık” var ya, aşık olduğu delikanlıyı tutmuş, yeraltı dünyasının kraliçesi olan Zeus’un kızı Persephone’ye emanet etmiş…

Yıllardır yer altında “tipsiz erkeklerden bıkmış” olan Persephone de yakışıklı oğlana sulanmış doğal olarak…

“Kediye ciğer teslim etmek” gibi bir durum yani…

Rivayete göre daha sonra aynı herife aşık olan hatunlar kavga falan etmişler ama, bu mevzular konumuzla alakalı olmadığı için es geçiyorum…

Güzeller güzel “Afrodit’in” birebir bulaştığı “çapkınlık maceraları” sadece bununla sınırlı değil elbette…

Kocası olacak “Hephaistos” adlı herifin “midesi biraz geniş” olunca, kırmadığı fındık kalmamış hatunun…

Haydi bakalım, “hayatınızdaki kadının Afrodit gibi olmasını ister miydiniz?” sorusuna şimdi yanıt verin de göreyim sizi,  ey erkek milleti…

Peki, “özel hayata saygı” maddesini ihlal ederek, “meslek ilkelerime ihanet etmeyi” bile göze alıp, neden deşifre ettim Afrodit’in “öbür yüzünü”…

Şunun için…

Uzun zaman önce, görev yaptığı gazeteden çıkıp, yürüyerek evine giderken yolda geçirdiği kalp krizi sonucu, “oldukça çileli yaşadığı” hayata veda eden bir “meslek büyüğüm” şöyle demişti, hiç unutmam…

“İbo, sen çok iyi niyetli bir delikanlısın, bizim meslekte bu duygular çok istismar edilir. Sen sen ol, karşındaki kim olursa olsun hak ettiğinden fazla değer verme”…

Mesleğe adım attığım ilk dönemlerde duyduğum ve “kulağıma küpe ettiğim” bu sözün ne kadar “doğru ve isabetli” olduğunu, zaman zaman “deneme-yanılma” metoduyla da pekiştirmiş birisi olarak, bazı isimleri, olayları, konuları “abarttıkça abartanları” gördükçe, aklıma “Afrodit” geliyor ve gülüyorum kendi kendime, bu bir…

Öte yandan, erkek milleti olarak…

Kanal değiştirirken bile maç denk gelmesine tahammülü olmayan kadınlar için, gecenin köründe halı saha maçımızı izlemeye gelen kadınları üzmeyelim…

Konu eski sevgilisine gelince “Allah belasını versin pisliğin, geberir inşallah” diyen kadınlar için, konu eski sevgilisine gelince “boş ver ya konuşmayalım, canı sağ olsun” diyen kadınları üzmeyelim…

“Ayı gibi oldun” diye burun kıvıran kas manyağı kadınlar için, “oy ben senin göbüşünü yerim” diye sevip, göbeğimizi yastık yapan kadınları üzmeyelim…

Mekanda “şişe açtırmayınca” surat yapan kadınlar için, “ben içmeyeyim de arabamızı kullanayım” diyen kadınları üzmeyelim…

”Gel beni al” diyen kadınlar için, “orada buluşalım” diyen kadınları üzmeyelim…

Tanışma anındaki üçüncü sorusu “araban var mı?” olan kadınlar için, halk otobüsüne binmekten gocunmayan kadınları da üzmeyelim…

Yazıya nerden girdik, nerden çıktık yine…

Hep söylerim, hakikaten “çok enterasan” adamım, çok, bu da iki…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513