• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Haşmetli göbeğimin tek nedeni askeri darbe…

İbrahim İpbüker

Yaş itibarı ile “bu memlekette iki darbe gördüm” diyecek kıvamda olmadığım için, şahsım adına en azından “teselli” buluyorum…

Siz buna “züğürt tesellisi” de diyebilirsiniz, ayrı konu…

12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği yıllarda henüz “yeni yeni ötmeye başlayan”,  bir başka deyişle “çocuklukla delikanlılık” arasında git-geller yaşayan çağdaydım…

Lise yıllarımız, 12 Eylül darbesinden hemen sonraya denk geldiği için, “acısını, sıkıntısını” en çok bizim kuşak çekti…

Darbe öncesinde okul müdürüne, öğretmenine “kafa tutan”, sağcısıyla-solcusuyla okulda sık sık olay çıkaran kuşağın tüm “intikamı, tüm hırsı” bizim kuşağın sırtından çıktı…

Şöyle ağız tadıyla “diklenip”, ağız tadıyla “kafa tutamadık” öğretmenlerimize…

Her “haklı” denememizde kafamıza ya cetvel yedik, ya da suratımıza “şamar”…

Yanlış anlaşılmasın sakın, yukarıdaki cümlelerden, “öğretmene diklenmek iyi bir şeydir” anlamı çıkmasın…

Şunu söylemeye çalışıyorum…

“Haklı” olduğumuz durumlarda, “hakkımızı arama hakkı” elimizden alındı…

Kimseye derdimizi anlatamadık…

Siyasetle ilgilenmek “yasaktı” bizim kuşağa o dönemlerde…

Sağla ilgilenmek yasak, “solla ilgilenmek” hepten yasak…

Ya “önünle” ilgileneceksin, ya da “arkanla”…

Biz hep “önümüzle ilgilendik” ancak, içimizden “arkasıyla ilgilenen” arkadaşlarımız da çıkmadı değil doğrusu…

Bu arkadaşlar şimdilerde neredeler, ne yaparla, ne yer, ne içerler, “Bülent Hanım” kıvamına geldiler mi bilemiyorum artık…

Sağı ve solu zaten “yasak” olan, arkasıyla ilgilenmeye meyilli olmadığı için de sadece “önüyle ilgilenmek” zorunda kalan benim gibiler,  büyüte büyüte şey büyüttü, “göbek büyüttü” işte, kader utansın…

Haşmetli göbeğime bakıp bakıp, “diyet yap, az ye, az iç, spora git, göbeğini erit” gibi anlamsız cümleler kuranlara da “kapak olsun” yukarıdaki cümlem…

Bu konuda “muzdarip olan” bizim kuşak” tamamen “darbe mağduru”…

Bu bilimsel gerçeği de bu vesile ile ilk kez burada açıklayıp, tarih sayfalarına önemli bir not düşmüş olmanın haklı gururunu yaşamak ta varmış kaderde…

Diyeceğim o ki, bu “darbe-marbe” işleri sakat işler…

Şimdi mevzuyu yavaş yavaş “15 Temmuz” olayına kaydıracağım…

Kaydırmasına kaydıracağım ancak, yazıya kafadan “bu memlekette iki darbe gördüm diyecek kadar yaşlı değilim” mealindeki bir cümleyle daldım ya…

Aranızdan “uyanık” olanların aklına hemen bu cümle gelecek…

Ancak kimse heveslenmesin, bana göre kazın ayağı hiç de öyle değil…

Çünkü 15 Temmuz akşamı, “asker kılığına girmiş” bir avuç zavallı, hain, adi, şerefsizin yaptığı daha doğrusu yapmaya kalkıştığı şey tam anlamıyla “darbe” değildi bana göre…

Amaçları bu memleketi “karıştırmak”, insanlarımızı bir birine düşürüp, kırdırmak, iç savaşa davetiye çıkartmaktı…

Bu millet bu oyuna gelmedi, sağcısıyla, solcusuyla, yaşlısıyla, genciyle bu oyunu bozdu…

Bu nedenle “darbe” olarak görmüyorum bu “hain” olayı…

“Kalkışma” deyin, “kışkırtma” deyin, ne derseniz deyin ama hepsinin başına “hain” koyun…

Geçtiğimiz cumartesi akşamı bu “hain olayın”  yıl dönümüydü, malumunuz…

Tüm ülke genelinde olduğu gibi Alanya’da da bir taraftan hainlere duyulan “kin ve nefret”, diğer taraftan bu asil milletin ortaya koyduğu “direnişe” karşı “minnet” duygularını hep birlikte tazeledik…

Başta Alanya Kaymakamlığı olmak üzere, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Alanya Belediyesi tarafından ortak organize edilen program gayet “heyecanlı”, oldukça “coşkulu” bir şekilde gerçekleştirildi…

Programın başlarında Alanya Belediyesi tarafından hazırlanan “sahne ve kürsü” nedeniyle küçük çapta bir “kriz yaşandı” ancak, tarafların “sağduyulu” davranmaları sayesinde çabuk atlatıldı…

Bu konuyla ilgili, “detay haberi” gazetemizin dördüncü sayfasında bulabilirsiniz, burada fazlaca detaya girmeye gerek yok…

Bunun dışında en küçük bir “olumsuzluk” yaşanmadan devam etti program…

Sabahın ilk ışıklarına kadar meydanda bekleyen birisi olarak, gözlemlediğim çok sayıda mevzu da oldu doğal olarak…

Şu anda yerimiz bitmek üzere olduğu için, bu konuyla ilgili detayları önümüzdeki günlerde aktarırım belki, gel-git aklım müsaade ederse…

Meydanda Alanya Kaymakamı Mustafa Harputlu, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, ALKÜ Rektörü Ahmet Pınarbaşı, Ak Parti İlçe Başkanı Mustafa Berberoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Koordinatörü Hüseyin Güney, yardımcısı Nurettin Uludağ, Emniyet Müdürü Haşim Çakmaklı, İlçe Jandarma Komutanı Serkan Akbaba, MHP Alanya İlçe Başkanı Mustafa Türkdoğan, ALTSO Başkanı Mehmet Şahin ve çok sayıda oda başkanını bizzat gördüm…

CHP İlçe Başkanı Ali Takavut’u gözlerim çok aradı ancak göremedim…

Saydığım bu isimlerin arasında, sabahın ilk ışıklarına kadar meydanda kalan tek isim ise Ak Parti İlçe Başkanı Mustafa Berberoğlu oldu…

Ak Parti Kadın Kollarına mensup çok sayıda hanım, sabahın ilk ışıklarına kadar meydanda beklerken, pek çok “herif” ortadan kayboldu yani…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513