• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 3 °C

Hamamdaki “kurna” ve düğündeki “zurna”…

İbrahim İpbüker

Yazıya kafadan, “Hastayım nar isterim, gül yüzlü yar isterim” diyerek girsem yanlış anlaşılır mıyım bilemiyorum ama, girmiş bulundum bir kere…

Ok yaydan çıktı artık, geri dönüşü yok, mevzu nerelere gidecek bakalım, ben de merak ediyorum doğrusu…

Dün ikindi saatlerinde, bu yazıyı yazmak için parmaklarım klavyenin tuşlarını “okşamaya”  başladığı anlarda, “Hamama gitse kurnayı, düğüne gitse zurnayı beğenmez” hallerindeydim…

Yaratılış itibarı ile karakterim, bu ruh haline çok yakın olmuştur hep...

Birazda mesleğimin özünde bulunan “muhalif olma” duygusuyla iyiden iyiye pekişen “karakteristik özelliklerim” arasında, “kolay beğenememe” gibi bir madde hep ön sıralarda yer almıştır…

Peki, bu durumdan şikayetçi miyim?...

Zaman zaman “evet”…

Kendimi tanımlarken, ya da kendimle yüzleşirken, “Hamam gitse kurnayı, düğüne gitse zurnayı beğenmez” demek yerine, “Hamama gitse kurnaya, düğüne gitse zurnaya aşık olur” diyebilmeyi istiyorum aslında…

Şöyle ki…

Bizim memlekette, hem “kurnayı” hem de “zurnayı” hatta ve hatta “havadaki turnayı” görür görmez, “şak diye” aşık olan ve hepsini de “aynı anda idare etme” becerisine sahip olan o kadar çok “maharetli” insan var ki, bunları görüp de “kıskanmamak” elde değil…

Ben ve benim gibiler, “kurna mı, zurna mı” yoksa “havadaki turna mı” diye bocalayıp dururken, elin adamları üçünü birden “götürüveriyor” da kimsenin ruhu duymuyor…

Bu durum, sadece herkesin “özel hayatını ilgilendiren gönül ilişkileri” ile sınırlı kalsa, “tamam, banana ne “deyip, geçeceğim ama, kazın ayağı öyle değil işte…

“Hamama gitse kurnaya, düğüne gitse zurnaya”, olmadı “havadaki turnaya” aşık olan tipler, bu memlekette fazlasıyla mevcut…

Mevzuyu biraz daha “kurcalayalım” da daha net anlaşılsın…

Bu memlekette, en başından beri “Büyükşehir Yasası’na muhalefet eden”, bir türlü “içine sindiremeyen” yazar-çizer takımının en önde gelen ismi olarak önce şunu söyleyeyim…

Tamam, aradan iki buçuk yıl gibi zaman geçmesine rağmen hala “içime sinmeyen” mevzular var, yeri geldiği zaman bunları da ifade ederiz…

Ancak…

Büyükşehir Yasası sayesinde Alanya’ya kazandırılan ya da “kazandırılacak” olan büyük projelerin bir bir ortaya çıktığını gördükçe, “içim ısınmaya, kanım kaynamaya” başladı doğrusu…

Misal, Alanya’nın çok uzun yıllardan beri “çözmeyi bir türlü beceremediği” hallerin birleşmesi konusu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel sayesinde “şak diye” çözülüverdi”…

Alanya’nın yeni halinin temelini hep birlikte attık, çalışmalar harıl harıl devam ediyor…

Mevzuyu hazır bu noktaya getirmişken, başka bir boyutuyla tam gaz devam edelim…

Başkan Türel, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Alanya belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in gözünün içine bakarak, “Alanya Belediyesi’nin bir yılda yaptığı toplam yatırım rakamını, biz tek projeyle ortaya koyuverdik” mealinde bir cümle kurdu…

İşte bu cümlenin üzerinden, Alanya’da çeşitli “dedikodular” yapıldı…

“Hamama gitse kurnaya, düğüne gitse zurnaya aşık olma” ihtimali yüksek olanlar, Başkan Türel’in o cümlesiyle “Başkan Yücel’i ezmeye” çalıştığını filan söylediler…

Bana göre kazın ayağı hiç de öyle değil…

Yani…

Yanisi şu…

Hanımlar, beyler bakın…

Birincisi, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, kendisini Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’le kıyaslamaz…

Başkan Türel’in o cümlesinden yola çıkıp, Türel ile Yücel’i kıyaslamak, yarıştırmaya kalkışmak “abesle iştigalden” başka bir şey olmaz…

Antalya’da, hem de “elinin altında” olan “19 tane daha Adem Murat Yücel var” çünkü…

19 ilçenin, 19 belediye başkanı…

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bu 19 ilçenin 19 belediye başkanına “aynı yakınlıkta” olmak durumunda, hatta zorunda…

Ne birisini kendine “rakip” olarak görür, ne de kendini birisiyle “yarıştırır”…

Bunu yaparsa gerçekten “komik” olur…

Antalya Büyükşehir Belediyesinin bütçesi nire, Alanya Belediye’nin bütçesi nire…

Kaldı ki, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in de böyle bir derdi, düşüncesi, çabası olduğunu zannetmiyorum…

Durduk yerde “nifak tohumları” ekmenin kimseye faydası olmaz…

İsteyen “hamamdaki kurnaya”, isteyen “düğündeki zurnaya” aşık olsun, kimseyi ilgilendirmez…

Ama kimse “şark kurnazlığı” yapıp, “küçük sinek” misali, “mide bulandırmasın”…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513