• BIST 109.666
  • Altın 156,804
  • Dolar 3,8860
  • Euro 4,5765
  • Antalya 13 °C
  • Ankara 2 °C

GÖĞÜS KAFESİMİZDEKİ ZÜMRÜD-Ü ANKA KUŞU

Gülay Şahin

Masalları, efsaneleri çok severim. Her birinin kendi içinde, hayatın gizli bir şifresini sakladığını düşünürüm çünkü.  İlk anlatıldığında birçok kişiye sadece oyalayıcı hikâyeler olarak gelen bu anlatıların, yüzyıllardır dilden dile dolaşan kadife birer cümle olarak bırakılmasının hikmeti sandığımızdan çok daha derin diye düşünürüm hep.İşte tam da bu yüzden Zümrüd-ü Anka Kuşu bir diğer adıyla Simurg efsanesinden bahsetmek isterim bugün.                     

Mükemmelliğe, bilgiye uzanan yolculuğu anlatan, eski bir fars efsanesi bu. Zümrüd-ü Anka, bir masal kuşudur uzun boynunda beyaz bir halka bulunan safran tüylü güzel sesli kocaman bir kuş. Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan bu bilge kuş, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.  Öleceğini hissettiği zaman kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve yuvanın içinde ölümü beklermiş. Güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp kuru dalları yakınca Simurg da yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğarmış. “Küllerimden doğdum!” cümlesi de bize bu hikâyenin mirasıdır yani. Bu masalsı döngü sürerken bir gün kuşların başına öyle bir şey gelmiş ki bu bilge kuşa ulaşmaları gerekmiş. Ancak Simurg’un yuvası etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf dağının ardındaymış. Oraya ulaşmak için yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekiyormuş. Bu vadiler öyle zorluymuş ki bir sürü kuş kaybolmuş..

Sırasıyla bu vadilere gitmişler Simurg’u bulmaya çalışan kuşlar. İlk olarak nefs vadisine girmişler, her şey varmış bu vadide. Hiç sınır yokmuş, zevke sefaya bütün emellerine kavuşabilirlermiş. İnsanları anlatan masallarda ki gibi, çalışmadan uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabilirlermiş. Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılmış öyle çok şey istemiş ki, bu vadide bir sürü kayıp vermişler. 

Daha sonra aşk vadisine girmişler, bu vadiye girince bütün kuşların gözlerini sis kaplamış, gördükleri biçimsiz şekilleri birer kuğu sanmışlar. Gözleri kör olmuş. Bu vadide de bir sürü kuş kaybolmuş.  

Uğradıkları diğer bir vadi cehalet vadisiymiş. Burada her şey güzel gelmiş gözlerine öyle ki Anka kuşunu bile unutmuşlar. Hiçbir şeyi önemsememişler, önemsemedikçe düşünmemiş, düşünmedikçe unutmuşlar. Unuttukça yükleri hafiflemiş, hep gülmeye başlamışlar.                                         

Ardından inançsızlık vadisine girmişler, bu vadiye girdiklerinde her şey anlamını yitirmiş. Hem ne olacakmış ki,  Simurg’u bulsalar.  Bunca yolu boşa geldiklerini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler olmuş. Yolu tamamlayamayacaklarını tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri dönmüş bir sürü kuş.

Sonra yalnızlık vadisine girmiş kuşlar, vadiye giren bütün kuşları bir korku salmış. Sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılmışlar. Acıkan sadece kendi karnının doyması gerektiğini düşünmüş. Her biri kendi başına hareket etmiş ve yönünü bulmaya çalışmış. Sanki kimse yokmuş gibi yapa yalnız hissetmişler. Oysaki binlerce kuş aynı amaç için uçuyorlarmış. .

Geriye kalan kuşların gittikleri bir diğer yer, dedikodu vadisiymiş, vadinin her tarafından fısıltılar duyulmaya başlamış. En arkada ki kuş Zümrüd-ü Anka kuşunun yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söylemiş. Bir öndeki kuş bunu duymuş, morali bozuk olduğu için Bilge Kuş’un saklanırken onu görenlere zarar verdiğini söylemiş. Daha önde ki kuşta Simurg’un dayanamayıp kendini öldürdüğünü söylemiş.  Birçok kuş artık gitmeye gerek kalmadığını düşünüp geri dönmüş.

Efsane bu ya son olarak da kuşlar ben vadisine gitmiş. Vadiye girer girmez değişik bir his kaplamış kuşları. Kiminin kanadı biçimsiz gelmiş kimine. Diğeri her şeyi bildiğini iddia etmiş. Herkesin bir fikri varmış ve herkes haklıymış. Hepsi en önde lider olmak istemiş, öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar. Ta ki vadiden çıkıp ‘’ben’’den uzaklaşana dek.

Ve nihayet vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece 30 tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş yuvaya vardıklarında Simurg’un otuz demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır..

İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar birer Simurg birer Zümrüd-ü Anka’dır aslında.. Göğüs kafesimizde kanatlanıp uçmayı bekleyen bir Zümrüd-ü Anka var, bu kuşun her seferinde küllerinden yeniden doğması için yapmamız gereken tek şey içimizi toza toprağa bulaştırmaya çalışan vadilerden, kanatlarımız kirlenmeden geçebilmemiz. Bu efsane bize bunları kadife keselerle pencerelerimize  bırakan kuşlarla söylüyor.. 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513