• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

Esnafa zulmetmeye kimsenin hakkı yok…

İbrahim İpbüker

Eğer “gel-git aklım” beni yanıltmıyorsa, birazdan yumurtlayacağım hikayeyi daha önce de anlatmıştım bu köşede…

“Tam yerine denk geldi” diyerek bir kez daha anlatıyorum…

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış ve büyük usta, öğrencisini uğurlarken çırağına, "Yaptığın son resmi şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın" demiş...

"Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi unutma" diye de ilave etmiş…

Ustasının dediğini yapan öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş…

Bir de ne görsün,  yaptığı resmin her tarafı  “çarpılar içinde”…

Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş ve olanları anlatmış…

Usta ressam, öğrencisine hiç üzülmeden yeniden resim yapmaya devam etmesini tavsiye etmiş…

Öğrenci yeni bir resim daha yapmış ve tekrar ustasının giderek, ne yapması gerektiğini sormuş…

Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş…

Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.

Resmin yanına da, insanlardan “beğenmedikleri yerleri düzeltmesini” rica eden bir yazı bırakmasını önermiş…

Öğrenci, ustasının dediğini aynen yapmış ve merak içinde beklemeye başlamış…

Birkaç gün sonra resmi bıraktığı yere gitmiş, bakmış ki resmine hiç dokunulmamış…

Büyük bir sevinçle ustasına koşmuş ve durumu anlatmış…

Usta ressam şöyle demiş:

"Bak evladım, ilkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında hiç resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı, çizdi, bozdu.”

Ve devam etmiş…

“İkincisinde ise onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Senin hatalarını düzeltmelerini rica ettin, ama hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi”…

Bilmeden, anlamadan, araştırmadan, hatta ne yaptığının farkında olmadan, “ezbere eleştiri” yapmak, yapılana “çamur atmak” kolaydır…

Önemli olan “yapıcı eleştiri” yapabilmektir ki, bu da “bilgi” ister, “birikim” ister…

Çok severek okuduğum ve her okuduğumda “değişik anlamlar” yüklediğim bu hikayeyi tekrar niye anlattım şimdi…

Şunun için…

Bu köşeden yapmak istediğim şey, emek verilerek ortaya konulan bir işi, bir çalışmayı, bir hizmeti, anlamadan, dinlemeden salt “eleştiri olsun” mantığı ile karalamanın peşinde olmadığımı bir kere daha vurgulamak istedim…

Gelelim zurnanın “zırt” dediği noktaya…

Alanya’da uzun yıllardan bu yana, aynı yerde, aynı dükkanda, aynı mekanda “restoran işletmeciliği” yapan bir esnaf düşünün…

Kirasını veriyor, Alanya Belediyesi tarafından istenen “çöp vergisi, tabela vergisi, eğlence vergisi” gibi kalemlerde dahil olmak üzere, tüm vergilerini aksatmadan ödüyor…

Ait olduğu otel tarafından, Alanya Belediyesi’nden alınmış “izin belgesi” var…

Yıllardan beri “sorunsuz çalışan” bu işletmeye bir gün Alanya Belediyesi’nin “esnaf üzerinde etkili” koltuklarından birisini “işgal eden yetkili” durduk yerde kafayı takıyor…

“Gözünün üstünde kaşın var” misali, her fırsatta emrindeki zabıta ekiplerine bu işletmeyi “taciz” ettiriyor…

Olmadı, “armudu dişledim, sapını gümüşledim” misali, zabıta ekiplerine emir vererek dükkanı “tekrar tekrar” mühürlettiriyor…

Hem de arife günü…

Kurban bayramından bir gün önce yani…

Zaten aylardan beri “bozuk” giden sezon nedeniyle “perişan halde” olan esnafın “az da olsa nefes alma umudu” olan Kurban Bayramı’nın arifesinde “kaşının üstünde gözün var” diyerek “dükkan kapatmak” hangi vicdana, hangi belediyecilik anlayışına sığar, bilen varsa bana da anlatsın lütfen…

Hanımlar, beyler bakın…

Bahane üretmek kolay…

Bu bahanelerin arkasına sığınarak, “yıkıcı, yıpratıcı, kırıcı, dökücü” icraatlar üretmek de kolay…

Ancak, benim bildiğim Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in “belediyecilik anlayışında” bunların hiç birisine yer yok…

Her zaman esnafın yanında olan, “zorlaştırmayıp” tam aksine “kolaylaştıran” Başkan Yücel, buna benzer olaylarda zaman zaman personelinin “gazabına” uğrayabiliyor…

Bizim görevimiz, “doğru” neyse bunu ortaya koymak…

Haklı kimse, onun yanında olmak…

Yanlış giden bir şeyler varsa, bunun “düzeltilmesine” katkı sağlamak…

Yoksa hiç kimseyle “şahsi” bir meselemiz filan yok…

Esnafa “zulmetmeye” de kimsenin hakkı yok…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513