• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 3 °C

DAYANILMAZ CAZİBE

Fikret Arık

80 yıllardan itibaren, küresel sermayenin ülkemizle ilişkileri artması ile birlikte.

Hayatımız her geçen gün değişti.

Aslında bu durumdan çokta hoşlandık.

Sahip olmayı hayal etmediğimiz şeylere sahip olduk.

Eski alışkanlıklarımızı bir tarafa bırakıp yeni bir yaşama adım attık.

Kitle iletişim araçları , bize nasıl yaşayacağımızı,  bizim için neyin önemli ,neyin önemsiz olduğunu söyler oldu.

İstediğimize kısa sürede kavuşmanın sevinci ile 

ürettiğinizden fazlasını tüketiyorsunuz eleştirilerine kulak tıkadık.

İstemediğimiz kadar yedik içtik,

Diyetisyenlerle tanıştık 

Yerken para harcadık, kilolardan kurtulmak için para harcadık.

Şimdi, bu sürece nasıl geldiğimize bir bakalım.

Küresel sermaye, girdiği her ülkede,

Çok kültürlülüğü, yerel değerleri yok sayarak,

Pazarladıkları yeni alışkanlıkları ve ahlaki değerleri, 

Tek gerçek gibi kabul görmesini isterler.

Yani, yeni bir yaşama anlayışını tüm dünyaya yayma peşinde olurlar.

Çok çalışan, satın aldıkları ile mutlu olmaya çalışan,

Sorgulamayan birey yaratmayı isterler.

Onların gözünde tüm insanlar,

Sunulan gerekli, gereksiz her ürünü satın alan, potansiyel bir tüketiciden ibaret.  

Yani materyalist bir insan, materyalist bir kültür yaratma çabasındalar.

Menfaat ilişkileri oldukları gruplar vasıtası ile

Toplumun her noktasına sirayet ederler.

Araştırmalar insanların hür iradeleri ile verdikleri kararın sadece %10,

Geri kalan % 90 ise, yönlendirme vasıtalarının etkisi ile aldığı kararlar.

Empoze ettikleri değerler önce genel kabul görüyor.

Sonra insanlar,

O doğruları kendi hür iradesi ile aldığını düşünüp uygulamaya geçiyor.

Tüketim alışkanlıklarımız buna en güzel örnek.

En büyük hedefleri daha çok tüketmemiz.

Tüketici iştahının sürekli açık tutulduğu,

Zevklerin yönlendirip yönetildiğini görüyoruz.

Daha çok tüketmek üzerine bir kodlama ile karşı karşıyayız.

Daha çok tüketen birey, daha çok çalışarak fatura ödeme derdine düşer.

Kendine ve etrafına ayıracağı zaman giderek azalır  

Ekonomik yönden zenginleşirken, manevi yönden yoksullaşır.

Bu yaşam tarzı insanın doğasına uygun değildir.

İnsan doğası gereği maddi olduğu kadar manevi olarakta haz alarak yaşamak ister.

İnsanın, yoksulluktan cehaletten adaletsizlikten kurtulup,

Barış ve birlik içinde yaşayabileceği bir toplum özlemi vardır.

Bu yaşam tarzı ise insanı bireyselleştirip, yalnızlaştırır.

Günümüzde eskiye nazaran daha çok imkânı olan insanlar,

Neden daha çok mutlu ve huzurlu değil.

Sanırım bu sorunun cevabı hepimizi çok ilgilendiriyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513