• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 5 °C

Burnunuzdan kıl aldırmaktan korkmayın…

İbrahim İpbüker

Zengin yaşlı bir adam bir sabah müthiş bir “baş ağrısıyla uyanır”, ilaç alır ama geçmez, bir iki gün bekler, ağrı devam edince doktor çağrılır…

Uzun uzun muayene eden ağrının sebebini anlayamaz, sadece ağrı kesici ilaçlar verip gider.

Fakat adamın “baş ağrısı geçeceğine daha da artarak sürer”, baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya baslar…

Başka doktorlar çağrılır, adam “ağrıyı kesmeyi başarana servet vaat eder”, ama doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz…

Baş ağrısından geceleri de uyuyamayan adam iyice kötüleşir, baş ağrısı ve devamlı gözyaşları hayatı çekilmez kılmıştır…

Tedavi için yurtdışına da giderler, hastanede uzun bir süre kalır, çeşitli testler yaparlar ama doktorlar bir türlü teşhis koyamaz…

Memleketine evine dönmesini orda dinlenmesi, daha doğrusu “son günlerini evinde geçirmesi” tavsiye edilir…

 Zengin adam “ne yapalım kaderimiz böyleymiş” diyerek evine döner…

Bir gün yaşlı adam kendini iyi hissetsin diye eski berberi çağrılır, berber “yataktan kalkamayan” yaşlı adamı tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler… Berber bir an düşünür ve şöyle der…

“Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın”...

Adamın burnunu kontrol eder ve “hah işte kıl dönmüş, sorun değil ben hallederim” diyerek, yaşlı adamın şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker…

Ev halkı yaşlı adamın müthiş çığlığıyla odaya koşar, berber “canı çok yanmış olan yaşlı adamın elinden zor alınır” ve cımbızın ucunda tuttuğu “yirmi santimlik kılla” evden kovulur…

Adamın burnu kanlar içindedir, pansumanlar yapılır, adam yatıştırılıp tekrar yatağına yatırılır… Ertesi sabah yaşlı adam aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır, gözlerinin yaşarması geçmiş, baş ağrısından ise eser kalmamıştır…

Dönen kılın sinire değip gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder…

Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir, sapasağlam ayağa kalkan yaşlı adam, vaadini yerine getiriri, berberi çağırtır ve ona bir servet bağışlar…

Velhasıl kelam, “burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır” diye vurgu yapıp, devam edelim…

Özellikle son zamanlarda üzülerek gözlemliyorum ki, herkes her konuda “topu birbirinin üzerine atıyor”…

Bu alışkanlık, hatta “hastalık” bizim toplumumuzun genlerinde olsa gerek…

Kimse “burnundan kıl aldırmıyor” maşallah…

Alanya için turizm anlamında hakikaten “sözün bittiği noktaya” geldik gelmesine ama, bu “kara tablo” ile ilgili özellikle sosyal medyada her kafadan “başka bir ses” çıkmaya devam ediyor…

Kimileri “hükümeti suçluyor”, kimileri “turizmcileri”…

Esnafı suçlayan da var, “felaket tellallığı yapıyor” diye fikirlenip, medyayı suçlayan da…

Alanya’daki oteller “tıka basa dolu”, Alanya caddelerinde turistler “fink atıyor da” biz gidip “uzaydan fotoğraflar çekerek” haber yapıyoruz sanki…

Durum “kabak gibi” ortada işte…

Alanya’daki otellerin çoğu açılmadı, açılanlardan bazıları kapatmak zorunda kaldı, açık olanlar da neredeyse “sinek avlar” durumda…

Bel kemiği, ana direği “turizm” olan Alanya’daki bu “kara tablo” doğal olarak herkesi, her kesimi derinden etkiliyor…

Tam bu noktada, “eğri otursak da doğru konuşalım”…

Bu kara tablo karşısında sadece “laf üretip” başkalarını “suçlamak” yerine kendi çapında “farklı çalışmalar” yaparak, durumu kurtarmaya çalışan turizmciler de yok değil…

Misal, Alaiye Otelleri’nin sahibi Hasan Uysal, Genel Müdür Selim Soylu ve ekibi…

Sektörün yaşayacağı “büyük krizi” öngörerek, aylar öncesinden özellikle “iç pazar” anlamında çok farklı ve yaratıcı çalışmalara imza attılar…

Çok çeşitli kampanyalar düzenleyerek, “yerinde tanıtım” metoduyla işi kotarmaya çalıştılar ve hala devam ediyor bu gayretleri…

Bu çalışmalar ne kadar “işe yaradı”, bugüne kadar elde ettikleri sonuç ne oldu, bunu tam bilmiyorum, sonuçta muhasebe müdürleri ben değilim…

Ama en azından “gayret” ettiler, “ağlayıp sızlamak” yerine çözüm üretmeye çalıştılar…

Olaya bu açıdan bakıp, “mazeret değil çözüm üreten” turizmcileri “tenzih ederek” bir kez daha vurguluyorum…

Hanımlar, beyler…

Siz siz olun, “burnunuzdan kıl aldırmaktan korkmayın”…

Yoksa “baş ağrısında” kurtulamazsınız…

Gözleriniz de hep “dolu dolu” olur…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513