• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 3 °C

Bir tek sensin noksan, ya evde yoksan…

İbrahim İpbüker

Mahalledeki “yakın silah arkadaşım” Dana Memed’le uzun uzun durum kritiği yaparken, gece yarısına bir saat kala “eve davet edilmemin” nedeni konusunda net bir sonuca ulaşamamıştık doğrusu…

Yakalanma riski son derece yüksek olan böyle bir davet hem “heyecan” hem de “tehlike” kokuyordu aslında…

Kritik yaparken, “ben gitmeyeceğim vazgeçtim” demiştim bir ara…

“Bön bön” suratıma bakan Dana Memed, “oğlum biz Yüzbaşı Tommiks’le ne maceralar atlattık, bundan mı kokuyorsun” deyince, “delikanlılık gururuma” yediremeyerek geri adım atmıştım…

Korkuya kapılmamın ana nedeni, “dayak yemek” ihtimali değildi, yanlış anlaşılmasın…

O dönemlerde sık sık yaptığımız “mahalle kavgalarında yediği dayaklar” nedeniyle suratı “haşlanmış patates kıvamına” erişmiş bir delikanlı olarak dayağa talimliydim, endişem bu değildi yani…

İçinde iki tane genç kızın yaşadığı komşu evine gece yarsına doğru “destursuz” dalan bir “sapık” durumuna düşüp, mahalleye rezil olmak vardı işin içinde…

Diğer taraftan da “yüreğimi her geçen saniye biraz daha dağlayan” bir sevda vardı…

Uzatmayalım, sonuç olarak “yüreğimi dağlayan” o sevda, “sapık” durumuna düşüp, mahalleye rezil olma endişesine karşı açık ara galip geldi ve saat tam 23.00’ı gösterdiği anda dayandım komşu evinin kapısına…

Geçen haftaki yazının son bölümünde de vurguladığım gibi, kapı gerçekten açıktı...

Ses çıkarmamaya özen göstererek içeriye girdim ve etrafıma bakınmaya başladım…

Tam bu noktada şunu izah etmemde fayda var…

Kapısından içeriye daldığım ev, “apartman dairesi” değil…

Dış kapısı büyükçe bir “avluya” açılan, tek katlı müstakil bir ev…

“Oturma ve uyuma” gibi eylemlerin yapıldığı tek katlı binanın tam karşısında, “mutfak ve ağıl” gibi bölümlerin bulunduğu tek katlı bir bina daha var…

İşte bu iki binanın tam ortasında, “sap gibi” dikilip, Teyze Kızı Emine’den gelecek işareti bekliyorum…

Bu arada da kalbim, “en baba ramazan davulu” gibi küt küt vuruyor doğal olarak…

Belki en fazla 30 saniye beklemişimdir o halde, bilemiyorum ama bana 30 yıl gibi gelen bir zaman diliminden sonra evin “mutfak” tarafından “pişşştt” diye kısık bir ses duydum…

Kafamı o tarafa doğru çevirince de hafif aralanmış mutfak kapısının arasından Teyze Kızı Emine’nin yüzünü fark ettim…

Ne yalan söyleyeyim, “ürkek ve korkak” adımlarla mutfağa yönelip, kendimi içeri atarak, kapıyı kapattım…

Yukarıdaki cümlede “kendimi içeriye attım” dedim ama, yanlış ifade ettim aslında…

“Kendimi Teyze Kızı Emine’nin kucağında buldum” demek daha doğru olur…

Çünkü, içeriye girip kapıyı kapatır kapatmaz üzerime çullanıp, sarıldı boynuma…

Haydi bakalım, buyurun burada yakın…

“Gencim, delikanlıyızm” filan tamam ama bu tür durumlara hiç alışkın değilim…

Daha önce yaşayıp, “tecrübe edindiğim” bir durum değil yani…

Bizim kuşağın “sevda anlayışı” yeri geldiği zaman “uzaktan uzağa” bakışmak, bilemedin “mektuplaşmak”…

En babası da ayda yılda bir denk gelirse “elini filan tutmak”…

Gece yarısına doğru böyle “sarmaş dolaş” olma halleri bana göre değildi ama yapacak bir şey de yoktu…

“Fitili ateşlenmiş canlı bombayı pat diye kucağımda bulmuştum”…

Bu noktadan sonra size “erotik cümleler” kuracak değilim, kimse heveslenmesin…

Ahtapot gibi kollarının arasına alan Teyze Kızı Emine’nin elinden küçük bir vücut çalımıyla sıyrılıp, hemen yanımdaki taburenin üstüne nefes nefese oturdum…

“Hayrola napıyorsun sen kayışımı kopardın” der gibi Teyze Kızı Emine’nin suratına bakmaya başladım…

Yanımdaki tabureye oturdu, başını omzuma dayadı ve kısık ve egzotik bir ses tonuyla “beni istemiyor musun aşkım” diye damdan düşer gibi bir soru patlattı…

Benim açımdan oldukça “masum” duygularla dolu olan sevdama, “şehvet” duygularını karıştırıp karıştırmama konusunda kendimle verdiğim mücadeleden hangi duygumun galip çıktığını şimdi söylesem mevzu uzayacak…

Gördüğünüz gibi yerimiz yine bitti, mevzuyu daha fazla uzatma şansım yok…

Gelecek hafta kaldığımız yerden devam ederiz artık…

Mutlu ve keyifli pazarlarınız olsun…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513