• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 14 °C

BİR SEN ANLIYORSUN BENİ DİYECEKTİM/AMA...?

Mehmet Kaya

 

Nasıl dersem, nasıl anlatırsam üzmem seni, ama anlamıyoruz bir birimizi işte...Bir birimizi anlamamızı, bir birimizi dinlememizi istemiyorlar kimi kişiler...Sahi kimin kavgasını veriyoruz, neden veriyoruz  söyler misin bana? 

Neden kutsamak durumundayız kimi adamları kimi kadınları? Neden daha pahalı onların hayatları başka kişilerden mesela? Kendimize böyle sorularımız olmasın mı?

Bizi, sonra ahaliyi korkutanlar kimler, neden korkutuyorlar, neden hep "gece olursa, karanlık olursa" diye, tedirgin ediyorlar insanı? Bir birimize karşı, neden bu kadar kırık kalplerimiz, sonra sevdiğimiz başka insanlara karşı? Mesela eşlerimize karşı, sevdiğimiz kadınlara karşı, annemize babamıza karşı işte...

Hatta bize bereket olan bu topraklara bu bağlara bahçelere karşı, neden  sorumsuz  davranışlar sergiliyoruz? Şimdi sana bunları "demeyeyim de" iyi ki evet demişin, veya iyi ki, hayır demişin diye, boş sözler mi edeyim? Neden mecbur bırakıldık bir tercih yapmaya, söyler misin?  Türkçe karşılığı nedir bunun, birilerinin oyununa gelmiş, getirilmiş olmayalım?

Hani biz, yalnız Allah'a kulak verenler, yalnız  Ondan korkanlar olacaktık...Ve yalnız Onu dinleyecektik, Ona uyacaktık, ne oldu bize sahi? Hani kardeşlik  için ettiğimiz yeminler, zor zamanlar için?

Hani Musa'dan, İsa'dan İbrahim'den böyle öğrenmiştik...Böyle öğrenmiştik Muhammed Mustafa'dan, zalimleri dinleyenlerden olmayacaktık...Nasıl bir son bu, nasıl bir anlayış, nasıl kutsamak zalimleri ve karanlıkların efendilerini?

Sahi bize, ve şehir ahalisine ayıp etmiyorlar mı? 

Yoksul kalmışlara, evsiz kalmışlara, ekmeksiz susuz kalmışlara ayıp etmiyorlar mı? Ayıp etmiyorlar mı "ekmek paraları olmadığı için" utançlarından evlerine gidemeyen babalara?

Neden diyemiyoruz "efendiler ayıp ediyorsunuz?" diye? Ismarlama hayat mı olur, ısmarlama dostluk mu olur, iyilik mi olur Ismarlama?

Kalplerimiz kirlendi, sözlerimiz kirlendi ve ellerimiz...Ellerimizde haram kokusu var, ellerimizde günah kokusu, ve zulüm kokusu...Birinin zulme uğramasını seyretmek zulümdür, birinin aç olduğunu bilmek ve susmak zulümdür...Sokakta kalanların haline göz kapamak zulümdür...Bunun böyle olduğunu söyler kutsal metinler, ve aziz  Peygamberler, neden bilmek istemedik bunun böyle olduğunu?

Keşke diyorum, keşke vakit ayırıp öğrenseydik Muhammed Mustafa'nın hayatını, ne dediğini, ne söylediğini...Zulme nasıl baş kaldırdığını yoksul insanlara nasıl sahip çıktığını, köle düzenine haksızlığa nasıl karşı çıktığını...

Sonra Yesrip denen yerin, nasıl Medine olduğunu...

Sonra  bu kadar oyuncuyu nereden buluyorlar, ve neyin karşılığı bu roller? Oysa bizim başka düşlerimiz, başka rüyalarımız başka hayallerimiz olması gerekti bu ülke üstüne, sonra bu şehirler, bu dağlar, bu ağaçlar üstüne...

Çocuklar üstüne, kuşlar üstüne, medeniyet üstüne kitap ve irfan üstüne...

Bilmez misin, kitapta ve şiirde  karşılığı yok bu işlerin...Aşk ise, ihanet diye not düşer, bu karanlık oyunların karşısına...

Aldırma sen, biz yine  kahve rengi sözlerimiz olsun diye gayret edelim...Kuşlara yem  atmaktan,  parklara ağaç dikmekten söz edelim...Çocuklar düşmesin diye yazılar şiirler yazalım...Gece mavisi kardeşlikler, dostluklar selamlar merhabalar inşa etmenin çaresine bakalım...

Hepimizin buna çok ihtiyacı var...
Bir de, kapısı  açılmayan evlerin kapısına gitmeyi unutmayalım...Varsın gürültü yapanlar yapsınlar, kavga edenler etsinler, ama biz insanı kardeşliği merhameti ve vicdanı inşa etmenin peşinde olalım...

Kısacası anlamaya çalışalım bir birimizi, ve insanı...

Selametle kal...Işık içinde, kardeşçe kal....Binler selam yüreğine, sokağına düşlerine...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513