• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

BİR BABA-OĞUL HİKAYESİ: YÖNETİCİ VE ADAM

F. Berker Pakna

Sokağa inme vakti geldi dediğimden beri, sağa sola savruluyorum, klavyenin başına geçemiyorum, sokaklardan bilgi birikti acilen bir şeyler yazmam lazım dedim ve bu satırları sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Bugün öncelikle hepinizin çok iyi bildiği bir hikayeyi anlatmak istiyorum sizlere. Hani vardır ya şu meşhur hikaye: Bir baba oğluna sürekli senden adam olmaz, senden adam olmaz diyormuş. Sonra çocuk büyümüş, okumuş ve bir de üstüne bir yere kaymakam olmuş. Sonra babasını makamına çağırmış ve demiş ki, “Baba sen bana adam olamazsın dedin ama bak ben koskoca kaymakam oldum”, babası da bunun üstüne, “E oğlum ben sana kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim. Kaymakam olmuşsun ama babanı ayağına çağırmamayı öğrenememişsin” dediği hikaye.

Çocukluğumdan beri en çok etkileyen hikayelerden birisi olmuştur bu. Hem çok ince hem de çok net mesajlar içeren bir hikayedir. Hikayenin kıssadan hissesi, “İnsanlar bir yerlere yönetici olarak gelebilir, ancak bu onların büyüklüğünü veya doğru birer birey olduğunu göstermez.”

Şimdi nerden çıktı arkadaş bu hikaye diyorsunuzdur içinizden. Yine saçmalayacak, ya da ne yumurtlayacak bu manyak diyenleriniz de vardır mutlaka. Anlatalım da, siz de rahatlayın ben de rahatlayayım bari.

Dedim ya sokaklarda dolaşınca ister istemez, konular ve hikayeler birikiyor. Bir de üstüne dün gece gördüğüm bir rüya eklenince bu hikaye geldi gözümün önüne bir anda. Gündüz niyetine anlatayım, rüyamda Tayland’ın Kanchanaburi kentine gitmişim, kentin yöneticisinin yapmış olduğu bir toplantıya katılmışım. Kent Yöneticisi, şehir için yaptığı bazı yatırımlarla ilgili açıklamalar yapıyor. İçeri de danışmanları ve basın mensupları var. Herkes ayakta herkes hayretle yöneticinin ne kadar başarılı olduğunu falan ifade ediyor. Yönetici oldukça gururlu, “Oh herkes beni çok seviyor, ne kadar da başarılıyım” gururu içinde kibirleniyor da kibirleniyor. Sonrasında toplantı bitiyor, o başarılı yönetici zaman içerisinde Kanchanaburi’nin bazı gazetelerinde eleştirildiği birkaç konu ile ilgili, o gazetenin temsilcisine, “sanki gazetenin sahibiymişçesine” bazı ters ve küçük düşürücü cümleler kuruyor. Etrafındaki yöneticin her yaptığını alkışlayan meslektaşlarının desteğini alamayan o eleştirel gazeteci de doğal olarak üzülüyor ve kızarak toplantı salonunu terk ediyor.

Valla bu rüyayı gördükten sonra, sabah uyandığımda bir de baktım yatak su içinde şapır şapır terlemişim. Halbuki klimanın altında uyuyorum terlemem pek mümkün değil ama, artık rüyanın ağırlığından mıdır, yoksa Alanya’da hiç böyle şeyler olmuyor yazık ya bu Taylandlı gazetecilere diye üzülmemden midir, ter içinde kalmışım. Rüya işte, nerden girdiyse bilinçaltıma bir anda görüverdim bu rüyayı.

Uyanıp da olayın rüya olduğunu anladığımda ise derin bir oh çektim. Neyse ki benim gazetecilik yaptığım şehirde ne böyle “Kent Yöneticileri” var ne de “Artık hangi sebeple bilmiyorum, yöneticinin her yaptığını alkışlayan meslektaşlarım.” Ne mutlu bana o kadar nezih bir kentte yaşıyorum ki, rüya da bile olsa Taylandlı gazetecilere çok üzüldüm. Allah onlara kolaylık versin. Eğer burada, böyle yönetici ve meslektaşlar olsaydı, nasıl yapılırdı bu meslek öyle değil mi? “Neyse rüyadır diyip geçelim, buralarda asla böyle şeyler olmaz çünkü bilirim.”

Haydi hayırlı Cumalar…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513