• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Antalya 16 °C
  • Ankara 3 °C

Alanya’daki boş koltuklar ne zaman doldurulacak…

İbrahim İpbüker

Herifin biri üzüm bağına dalmış…

Üzümlere elini bile sürmeden, başlamış “bağcıyı dövmeye”…

Araya girenler olmuş, ayırmışlar…

Ağzı burnu dağılan bağcı, “şikayetçi” olmuş…

Herif, kadının karşısında “süklüm püklüm”…

“Aman efendim” demiş, “asıl niyetim bağcıyı dövmek değil, üzüm yemekti ama şeytana uydum”…

”Bağcı bana üzüm vermek istemedi” diye devam ederek, “bağcıyı suçlu çıkartıp”, kendini masum göstermeye çalışmış…

Bu olay, ne zaman, nerede, kimler arasında, nasıl yaşandı bitti, tam olarak bilmiyorum…

Ama, elleri öpülesice atalarımız bu olaydan sonra “asıl amacı üzüm yemek değil, bağcı sövmek” diye günümüze kadar gelen bir “atasözü icat etmişler”…

Hayatın içinde olan pek çok olayı, en iyi şekilde “özetleyen” bu atasözünü ben de severim ve kullanırım zaman zaman…

Ancak…

Şunu peşin peşin söyleyeyim…

Birazdan yumurtlayacağım mevzuların, kesinlikle ve kesinlikle “bağcı dövmekle” alakası yok…

Atasözünü tersten okuyalım ki, daha net anlaşılsın…

“Amacım kesinlikle ve kesinlikle üzüm yemek, bağcı dövmek değil”…

Beni bilenler bilir…

Her ne kadar Yüzbaşı Tommiks’in hem “asker” hem de “yakın silah arkadaşı” olsam da, yaradılış itibarı ile “şiddetten yana” hiç olmadım…

Kulakları çınlasın babam , nam-ı diğer “Kel Ali’ye” ait olan üzüm bağlarında “bekçilik” görevi yaptığım “gençlik yıllarımda” bile gelene gide üzüm dağıtır, şahsıma karşı “niyeti bozuk olanların” planlarını hep suya düşürürdüm…

Bana “taş atana” hep “üzüm attım” ya da ne bileyim, o anda “mübarek” olan ne bulduysam onu…

Gönül meselelerinde de hep böyle olmuştur…

Misal, gerçekten “aşık olduğumu hissettiğim” hatun kişiye karşı hep ama hep “verici” olmuşumdur…

Hep alttan almış, her daim “fedakarlık” yapan taraf olmuşumdur…

İşte bu nedenle olsa gerek, “haşlanmış patates” kıvamındaki suratıma kondurduğum “top sakalın” verdiği onca karizmaya, yılların birikimi olan ve hep “zengin gösterdiği” söylenen “haşmetli göbeğime”, şeytanın bir türlü dolduramadığı “dibi delik cüzdanıma” rağmen serde hala “yalnızlık” var…

Bu kadın milletine “yaranamadım” gitti bir türlü…

Her neyse…

Mevzuyu biraz daha uzatırsak laf “deveyle diken” ilişkisine doğru gidecek gibi…

En iyisi “U dönüşü yasak” levhası olmayan bir kavşaktan hızlıca dönüp, asıl mevzuya akmak…

Dediğim gibi, “asıl amacım üzüm yemek”…

Haaa, yazıyı okuyup, lafı “üzerine alınan bağcı” olursa bu kadarına da karışmam şahsen…

Kendileri bilir…

Şimdi gelelim, zurnanın “zırt” dediği noktaya…

Birincisi, Alanya günlerden beri “sahipsiz”…

Tire Kaymakamlığı görevine başlamak için Alanya’dan ayrılan Dr. Hasan Tanrıseven’in yerine atanan İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Harputlu, görevine bir türlü başlayamadı…

Bugün başlayacağı yönünde haberler var ama, henüz “resmi ağızdan” alınmış bilgi ve açıklama yok…

Haberciler bu konuda, bugüne kadar “ya tutarsa” diye şey etti, haber yaptı…

Kaymakam Harputlu’nun “bugün göreve başlayacağı” şeklindeki son haberin tutup tutmayacağını bugün göreceğiz bakalım hayırlısıyla…

Alanya’nın halen  “boşlukta” olan başka makamları da var…

Misal, Liman Başkanlığı…

FETÖ soruşturması kapsamında görevinden alındıktan sonra “aklanıp” tekrar göreve iade edilen Edip Ballıkaya’dan sonra yeni bir Liman Başkanı atanmadı Alanya’ya…

Aynı şekilde, FETÖ soruşturması kapsamında görevinden alınıp, daha sonra aklanan ve görevine iade edilen SGK Alanya İlçe Müdürü Halil Murat Uyar, Ankara’ya gönderildikten sonra da yerine kimse atanmadı…

Alanya Orman İşletme Müdürü Cihat Yıkıcı aylar önce Bursa’ya tayin oldu…

O’nun yerine de kimse atanmadı…

“Atandıysa da ben bilmiyorum” diyeceğim ama, işletmenin resmi web sitesinde “Müdür olarak hala Cihat Yıkcı’nın” ismi var…

Geçenlerde yazdığım yazıda da ifade ettiğim gibi…

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’ne genel sekreter atanamadı bir türlü, vekaletle idare ediliyor…

Bitti mi...

Hayır bitmedi…

Geçtiğimiz günlerde Ak Parti İlçe Başkanı Mustafa Berberoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alanya Şube Müdürlüğü’nün kurulduğunu müjdelemişti…

Bu mevzuda da her hangi bir gelişme olmadı henüz, açıklandığıyla kaldı, o kadar…

Alanya’dan gidişi neredeyse “olay” olan Milli Emlak Müdürü’nün de yerine atanan olmadı…

Bütün bunların “ana nedeni” içinde bulunduğumuz “Olağanüstü hal” olarak izah edilecek belki, bilemiyorum…

Ama bu durum “devlet hizmetlerinin ağır aksak yürümesinin” nedeni olmamalı…

İşte, 3 ay daha uzatıldı OHAL…

Bu memleketi “siyasi anlamda” yönetenler, 3 ay daha oturup bekleyecek mi, doğru olan bu mu yani…

Yoksa ellerini taşın altına koyup, bu makamların bir an önce “asıl sahiplerine” teslim edilmeleri için gereken neyse yapacaklar mı…

Sonuç olarak…

Biz “üzüm yemek istiyoruz” da ondan şey ettim…

Nokta…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513