• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

Alanya’da gerçek anlamda “devrim” yapabilmek…

İbrahim İpbüker

Sağdan soldan duyup öğrendiği, lakin anlamını bilmediği üç beş, bilemediniz sekiz on kelimeyle “konuşmaya çalışan” insanlar vardır, tıpkı “Papağan” gibi…

“Papağan” deyip, geçmeyin…

Genellikle “erotik fıkraların”  başrolü olan bu yaratıkların dilleri, kısa ama “kalın ve etli” olur…

Söylediklerinin anlamını bilmeden, lafın nereye gideceğinin farkında olmadan, konuştukça konuşurlar…

Dilleri “kalın ve etli” olduğu için, kolay kolay yorulmazlar yani…

Genelde “çift” veya “grup” haline, “çığlık çığlığa” uçarlar…

İşin enteresan tarafı, “erkek” olanları, “dişi” olanlara göre çok daha fazla “gevezedir”…

Hemen hemen her memlekette bol miktarda olan “dedikodu müessesinin” baş aktörlerini hep “Papağan” kuşuna benzetmişimdir şahsen…

Sağdan soldan duyduklarını, anlamını bilmeden “Papağan” gibi tekrar edip durular çünkü…

Tek dertleri, “haklı” ya da “haksız” olduğuna bakmaksızın, “insanları karalamak, çamur atmak” fındık kadar akıllarıyla “kamuoyu önünde zor duruma düşürmeye” çalışmaktır…

“İyi de kimler bunlar?” diye soracak olursanız, onu ben bilmem, bakın şöyle etrafınıza, görürsünüz…

Her şeyi devletten beklemeyin…

Tıpkı “Papağan” gibi, “kuş” cinsinden olan bir yaratık daha var, “Ağaçkakan”…

Her ne kadar “sivri gagalı ve atik” olsa da aslında oldukça “ürkek” bir kuştur, “Ağaçkakan”…

Kendisine yuva yapmak için tek şansı,  sivri gagası ile “ağaç oymaktır”…

Özellikle ilkbahar aylarında yeşermeye başlayan ağaçların kabuklarını, odun kısmına kadar “çember şeklinde didikleri” için, ağaçlara “büyük zarar” verirler…

Hemen hemen her memlekette bol miktarda olan “insanların altını oyma müessesesinin” baş aktörlerini de hep “Ağaçkakan” kuşuna benzetmişimdir şahsen…

Bunların tek derdi, özellikle “başarılı olan insanların” altını oymaya, başarıya “gölge düşürmeye” çalışmaktır…

İçlerindeki “fesatlı, çekememezlik, kıskançlık” duygularına hakim olamadıkları için, “başarılı” insanlardan hiç ama hiç hazzetmezler…

Bu tipleri “zengin” ya da “fakir” diye ayırt etmek de mümkün değildir…

Kimisi, “yüksek tepelerde konuşlandığı villasında”, içkisini yudumlayarak oymaya çalışır, kimisi de cebinde “ekmek alacak parası” olmadığı halde tüm enerjisini bu işe harcar…

Özellikle Alanya’da bu tiplerin örnekleri gerçekten çoktur…

“İyi de birader, kimler bunlar?” diye soracak olursanız, onu ben bilmem, bakın şöyle bir etrafınıza, mutlaka görürsünüz…

Her şeyi devletten beklemeyin…

Olayın bir de “Öküz” boyutu var ki, bu mevzuya dalıp dalmamakta kararsızım doğrusu…

Özellikle “kadın milletine” karşı “ağzıyla kuş tutsa” yaranamayan, ne yapsa ne etse “gönül işlerini” bir türlü beceremeyen ve kadın milletinin gözünde her daim “öküz mertebesinde” kalan tipler…

Bu konuda işin ucu “şahsıma kadar” dayanacağı için, en iyisi “yoğurt yiyeni” karıştırmamak…

Birazdan dalacağımız mevzuyla da “bir bir alakası” olmadığı için, “şimdilik” kaydıyla “pas geçelim Öküz mevzusunu”…

Buraya kadar izah etmeye çalıştığım, “Papağan” ve “Ağaçkakan” karakterli insanları neden gündeme getirdiğime gelince…

Bu memlekette boş konuşan, çamur atan, başarılı insanların “altını oymaktan” başka bir halt bilmeyen ve bu memleketin “yönetimi” anlamında “söz sahibi” olmaya çalışan “Papağan” ve “Ağaçkakan” karakterli insanlara rağmen, “devrim niteliğinde” başarılara imza atmış insanlarda var…

Cümleyi “çoğul” kurduğuma bakmayın siz…

Aslına bakarsanız, “gerçek devrim niteliğinde” başarıya imza atmış sadece iki kişi var…

Bunlardan birisi, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel…

Sadece “MHP’den Belediye Başkanı seçilip” Alanya tarihinde ilk defa üç hilalli bayrağı Alanya Kalesi’nin surlarına dikmeyi başardığı için değil…

Alanya’daki “ağalık sistemine” meydan okuyup,  bir “köylü çocuğu” olarak, hani o “Beyaz Alanyalılar” diye nitelendirilen “ağalara” rağmen seçim kazanarak, “büyük bir devrime” imza attığı için…

Genç yaşta girdiği siyaset arenasında, “Türkiye’nin en genç belediye başkanı” olarak attığı “küçük adımı”, Alanya ölçeğinde “dev bir adıma” dönüştürerek “büyük bir devrime” imza attığı için…

Alanya’da “ağalara karşı” böyle bir devrim yapabilmek kolay iş değil…

Hele hele  “Papağan” ve “Ağaçkakan” karakterli insanlarla da mücadele ederek başarabilmek hiç kolay değil…

Anlatacaklarım daha bitmedi ama yerim bitti maalesef…

Yarın kaldığımız yerden devam eder, fırsat bulursam, “gerçek anlamda devrim yapan ikinci kişiyi de yumurtlarım artık…

Yarın ola hayrola…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513