• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Antalya 20 °C
  • Ankara 3 °C

Abdullah Sönmez babamın oğlu değil…

İbrahim İpbüker

Her ne kadar rivayetlerde “baldız” olarak ifade edilse de, kesin bilgi değil bu…

Sadece “tahmin”…

Şeyden bahsediyorum…

“Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” lafını yumurtlayan hatun kişi, var ya, O’ndan…

Tam bu noktada, o lafı yumurtlayanın “hatun kişi” olmadığını da iddia edebilirim aslında…

Böyle bir iddiada bulunmamam için önümde, arkamda, sağımda, solumda en küçük bir engel yok…

Lakin, “mevzu karışır” olay başka noktalara kayar…

Durduk yerde çarşıyı karıştırmamak adına, eniştesi tarafından “öpülen” şahsın, “hatun kişi” olduğunu varsayarak devam edelim…

Tahminlerime göre, “baldız baldan tatlıdır” lafından yola çıkanlar, durduk yerde eniştesi tarafından “öpülen” kişinin “baldız” olduğu fikrinde birleşmişler…

Ancak, bizim toplumumuzda “enişte” sözcüğü oldukça geniş alanda kullanılır…

Teyzemin kocası, benim eniştem, misal…

Kız kardeşimin kocası, halamın kocası, dayı kızının kocası da eniştem olur…

Birisinin “enişte” olması için öyle hısım akrabalığa, kan bağına filan da gerek yok aslında…

Bayan mesai arkadaşlarınızdan birisinin kocasına “enişte” diye hitap etmenizde hiçbir sakınca yoktur, yanlış olmaz…

Ya da lise yıllarında gönlünüzü kaptırdığınız ancak “gönlünü yapamadığınız” kız arkadaşınız,  yıllar sonra kocasıyla kol kola karşınıza çıksa, O’na da “enişte” diyebilirsiniz…

Hatta, karısı “sizin memleketli” olan birisinin, “sizin eniştenizim” demesine karşı çıkıp, “itiraz eden” filan da olmaz…

Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün…

İşte bu nedenle, “bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü” lafını yumurtlayan hatun kişinin, “baldız” olduğu bilgisi “sağlıklı” bilgi değil…

Alın size “mühim bir memleket meselesi” daha…

Bu konudaki “bilgi kirliliğini” yok etmek için, tüm “devlet büyüklerimizi” göreve davet ediyorum…

Son derece “araştırmacı” ruha sahip bir gazeteci olarak, kendimi feda edip, “tarihin derinliklerine” inmeye de hazırım…

Gelelim, bu “mühim” mevzuya kafayı neden taktığıma…

Durduk yerde olmadı elbette…

Çok üstüme geldiler…

Dün, bu köşede Konaklı Beldesi’nin “son belediye başkanı” olan Abdullah Sönmez’le ilgili fikirlerimi aktarmıştım hani…

Sebebi bu…

Yanlış anlaşılmasın sakın, dünkü köşede yazdıklarıma “itiraz eden” hiç olmadı…

“Abdullah Sönmez, senin anlattığın gibi değil, amma da abartmışsın” diyen de çıkmadı…

Yazıyla ilgili arayanların “istisnasız” hepsi, “çok doğru ifade etmişsin, bu memleketin Abdullah Sönmez gibi başarılı isimlere gerçekten ihtiyacı var” diyerek destek oldu…

Alanya siyasetinde her zaman, her şartta ve her ortamda “söz sahibi” olabilenlerin “en başında gelen” Abdullah Sönmez ismi etrafında “muhteşem derecede” bir “ittifak” oluştuğunu hissettim…

İnanın abartmıyorum…

Haaa, şunu da söyleyeyim ki, “öküzün altında buzağı arama” alışkanlığı olanlar “boşuna zahmet” etmesinler…

Abdullah Sönmez, babamın oğlu değil…

Hala oğlu, dayı oğlu, emmi oğlu da değil…

Bacanak, yandan bacanak hiç değil…

Aramızda “ticari ilişki”, her hangi bir “ortaklı” ya da bu anlamlarda “zerre kadar beklenti” filan da yok…

Kendisiyle uzun zamandan beri görüşmüyorum da zaten, “denk gelmiyor” yani…

Ancak, Abdullah Sönmez ismi Alanya’nın “siyasi kulislerinde” sık sık gündeme geliyor, bunu adım gibi biliyorum…

Sadece siyasi kulislerde değil, “halk arasında” da sık sık dillendiriliyor, bunu da adım gibi biliyorum…

Dün, yazıyla ilgili arayıp, “bayram değil seyran değil, Abdullah Sönmez’i niye yazdın” iması yapmaya çalışanlar da olmadı değil…

İşte, açık ve net bir dille söylüyorum…

Konunun, enişte ve “öptüğü hatun kişiyle” uzaktan yakından alakası yok...

Olayın tek cümleyle özeti aynen şöyle...

“Abdullah Sönmez isminin gerek siyasi kulislerde gerekse vatandaş arasında sıkça gündeme gelmesinden ilham aldığım için çıktı dünkü yazı”…

İyi de oldu…

Abdullah Sönmez gibi, bu memleketin yetiştirdiği “başarılı, güven veren, arkasında halk desteği olan, hizmet etme aşkı hiç sönmeyen” isimlere destek olmak, bu memlekette yaşayan herkesin görevi olmalı…

“Kıskanmadan, fesatlanmadan” ama...

“Yiğide hakkını teslim etmek” her şeyden önce son derece önemli olan “insani” bir duygu…

Benim yaptığım tam da bu işte…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Gerçek Alanya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 513 6 513